» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Forum

  
http://www.musluman.biz
http://www.hakyoluislam.com
http://kullukrisalesi.com
http://asri-saadet.com
http://islah.de
 http://kitabussunne.blogcu.com
http://www.islamhouse.org/
http://ebumuaz.blogspot.com/
 
 
KELİME-İ ŞEHADETİN ŞARTLARI’


Alimler, ihlas kelimesi -Kelime-i Şehadet- için, yedi şart zikretmişlerdir. Bu yedi şart, şu mısralarda dile getirilmiştir:

“ihlastır, ilim ve yakîn ile,
Muhabbettir, doğrulama ve sıdk ile,
Kabullenmedir, boyun bükme ve rıza ile.”

Burada zikrolunan yedi şart, Kur’ân ve Sünnet’in genel ifadelerinden çıkarılmıştır. Bazı alimler bu yedi şarta bir sekizinciyi ekleyerek şöyle nazmetmişlerdir:

“Yedinci şartın sekizincisinde,
[Söylendi tevhidin temeli;]
‘REDDETMEKTİR’ [Bilinsin]
İlahlaştırılan sahte ilahları,
[Tağutlaşan âdi müstekbirleri].

Bu son şart, Peygamberimiz (s.a.v.)’in; “Kim Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet eder, Allah’ın dışında itaat edilen, kulluk yapılan, tapınılan şeyleri reddederse, malı ve kanı haram olur, (malı ve canı korunur). (167) hadisinden çıkarılan hükümdür. Kitabu’t-Tevhîd isimli eserde, bu hadis-i şerif zikrolunduktan sonra; “Bu nass ‘Lâ ilâhe illallah’ın manasını beyan eden en büyük delillerdendir.’ Çünkü bu hadis mal ve can güvenliği için, sadece kelime-i şehadet’in telaffuz edilmesinin, manası bilinerek söylense dahi yeterli olamayacağını bildirmiştir. Hatta kelime-i şehadetin ikrarı ve hiçbir şeriki olmayan, tek yüce Allah’a kullukta ve yakarışta bulunuyor olması dahi yeterli olamamıştır. Buna Allah’ın dışında kulluk yapılan tağutları ve küfrü reddediyor olması şartı getirilmiştir. Ancak bu suretteki iman ve getirilen şehadetin malı ve canı koruma altına alacağı beyan edilmiştir. Eğer, bu hususların herhangi birinde tereddüte veya şüpheye kapılırsa, onun şehadeti kabul edilmez, malı ve canı koruma altına alınmaz” denilmektedir.

" لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنتَ Lâ İlahe İllâ Ente" ifadesinin mânâsı
Kısa Açıklama
" لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنتَ Lâ İlahe İllâ Ente" ifadesinin mânâsı


Hz. Yunus'un " لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنتَ lâ ilahe illâ ente" (yani Senden başka ibadete layık ilâh yoktur) duasına gelince:

Burada "ulûhiyetin tekliğini" ispat vardır.

"Ulûhiyet" ise; Allah'ın kudretinin, bilgisinin, rahmet ve hikmetinin yetkinliğini içerir. Ayrıca burada Allah'ın kuluna ihsanının da ispatı vardır. Çünkü:

"İlâh"; "me'lûh" demektir.

"Me'lûh" ise; İbâdet edilmeye yegâne hak sahibi olan varlık mânâsındadır.

O'nun ibâdet edilmeye lâyık yegâne varlık olması; aynı zamanda O'nun çokça sevilen yegâne sevgili, çokça saygı duyulan tek saygın varlık olmasını gerekli kılan sıfatlarla s...

Allah'tan Başkasına İbadet, İnsana Kulluk ve Cahiliye Hayatı ile Hakiki Namazın İhlal Edilmesi
Kısa Açıklama
İhlaslı huşu ile kılınan, müslümanın ruh ve hakikatiyle, edepleri ve vakitleriyle muhafaza ederek kıldığı böyle bir namaz, başlıcaları; şirk, putperestlik ve hurafeler olan Allah'tan başkasına ibadet ve başlıcaları; kral ve yöneticilere, kuvvet ve servet sahiplerine onların fayda ve zarar verebileceği inancıyla, iyiliği emretmekten ve kötülüğü yasaklamaktan korkmak olan Allah'tan başkasına kulluk gibi şeylerle bağdaşmaz. Yine her vesile onlara yaranmaya çalışmak, onların zulüm ve düşmanlıklarına şakşakçılık yapmak, ilk saltanat devirlerinde ve günümüz demokrasi devrinde de şahid olduğumuz gibi akide ve vicdan satışı gerçek namaza tezat teşkil eder.
Namazın bütün rükünleri, namaz kılanın namazda bütün söyledikleri, nefsini alı...

Tevhid’in Fazileti ve Şirkten Sakındırma
Enes bin Malik’ten (r.a.) rivayetle, Nebî (s.a.s.) şöyle bu­yurdu:

“Yüce Allah cehennemliklerin en az azap görenine:
“Şa­yet yeryüzünde olan her şey senin olmuş ol­saydı, onları bu azap­tan kurtulmak için feda eder miydin?” diye sorar. O da:
“Evet.” der. Bu cevap üzerine Allahu Teâlâ:
“Âdemin sul­bünden birisi ola­rak sen­den bu dediğinden daha azını iste­dim ki, o da bana hiçbir şeyi ortak koşmaman idi; ama sen bun­dan yüz çevirip ortak koştun.” diye buyurur.”[1]
v Buhârî’de geçen bir rivayet de şöyledir:
“Allah (c.c.) kıyamet günü cehennemliklerin en az azap gö­re­nine:
“Şayet yeryüzünde olan her şey senin olmuş ol­saydı, on­ları bu azaptan kurtulmak için feda eder miydin?” diye sorar. O da:
“Evet.” der. Bunun üzerine Allahu Teâlâ:
“Âdem’in sulbünden birisi ola­rak senden bu dediğinden daha azını istedim ki, o da bana hiçbir şeyi ortak koşmaman idi; ama sen bundan yüz çevirdin ve bana ortak koştun.” bu­yurur.
v Yine Buhârî’de (6538) gelen bir rivayet de şöyledir:
“Kıyamet günü bir kâfir getirilip, kendisine:
“Yeryüzü dolusu altına sahip olsan, ateşten kurtulmak için onları feda eder miydin?” diye sorulur. O da:
“Evet.” der. Bunun üze­rine:
“Şüphesiz senden bu dediğinden daha kolayı (azı) is­tendi.” buyurulur.


Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler