» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Forum

  
http://www.musluman.biz
http://www.hakyoluislam.com
http://kullukrisalesi.com
http://asri-saadet.com
http://islah.de
 http://kitabussunne.blogcu.com
http://www.islamhouse.org/
http://ebumuaz.blogspot.com/
 
 
Allah'tan Başkasına İbadet, İnsana Kulluk ve Cahiliye Hayatı ile Hakiki Namazın İhlal Edilmesi
 Kısa Açıklama
İhlaslı huşu ile kılınan, müslümanın ruh ve hakikatiyle, edepleri ve vakitleriyle muhafaza ederek kıldığı böyle bir namaz, başlıcaları; şirk, putperestlik ve hurafeler olan Allah'tan başkasına ibadet ve başlıcaları; kral ve yöneticilere, kuvvet ve servet sahiplerine onların fayda ve zarar verebileceği inancıyla, iyiliği emretmekten ve kötülüğü yasaklamaktan korkmak olan Allah'tan başkasına kulluk gibi şeylerle bağdaşmaz. Yine her vesile onlara yaranmaya çalışmak, onların zulüm ve düşmanlıklarına şakşakçılık yapmak, ilk saltanat devirlerinde ve günümüz demokrasi devrinde de şahid olduğumuz gibi akide ve vicdan satışı gerçek namaza tezat teşkil eder.
Namazın bütün rükünleri, namaz kılanın namazda bütün söyledikleri, nefsini alı...
İhlaslı huşu ile kılınan, müslümanın ruh ve hakikatiyle, edepleri ve vakitleriyle muhafaza ederek kıldığı böyle bir namaz, başlıcaları; şirk, putperestlik ve hurafeler olan Allah'tan başkasına ibadet ve başlıcaları; kral ve yöneticilere, kuvvet ve servet sahiplerine onların fayda ve zarar verebileceği inancıyla, iyiliği emretmekten ve kötülüğü yasaklamaktan korkmak olan Allah'tan başkasına kulluk gibi şeylerle bağdaşmaz. Yine her vesile onlara yaranmaya çalışmak, onların zulüm ve düşmanlıklarına şakşakçılık yapmak, ilk saltanat devirlerinde ve günümüz demokrasi devrinde de şahid olduğumuz gibi akide ve vicdan satışı gerçek namaza tezat teşkil eder.
Namazın bütün rükünleri, namaz kılanın namazda bütün söyledikleri, nefsini alıkoyması ve ilan ettikleri, bu sayılanları en şiddetli şekilde reddeder. Bir kere bunlar, namaz kılanın namaza başlarken söylediği "Allahu ekber" sözü ile sonra "Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd olsun" demesiyle çelişen şeylerdir. Allah'tan başka rab yoktur, O'ndan başkasına da hamd edilemez. Yine; "Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım isteriz" sözü ile O'ndan başkasına ibadet edilemeyeceğini ve O'ndan başkasından yardım istenemeyeceğini ifade etmektedir. Yukarıda sayılanlar rüku ve secdeler ile de çelişiktir. Manen ve maddeten rükuya eğilmek, açık ve gizli hallerinde secdeye kapanmak ancak Allah'a yapılır. Bu yüzdendir ki namazı hakkıyla kılanlar, zalim idarecilerin önünde insanların en cesuru, hak sözü haykırmada en girişkenleri, dünyanın süprüntülerine karşı en zahitleri, günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmaktan en uzak kalanları olmuşlardır.[1]


[1] Bunun parlak örneklerinden biri, uzak bir geçmişte değil, geçen asırda Hindistan'da Şerî hükümeti kuran, Tevhid ve cihad davetinin önderi Seyyid İmam Ahmed Bin İrfan'ın(v.1246 H.) arkadaşlarından bir alimin başından geçen hadisedir. O bir defasında dişindeki bir rahatsızlık için beldesinde Müslüman bir tabip arıyor. Uzak bir yerden gelmiştir. Tabibe ulaşmak için yürüyerek gitmiş, epey zorluk çekmiştir. Uzun müddet tabibin gelmesini bekler. Meşakkatli bekleyişten sonra tabip gelir ve uydurma bir ibadet yapar. Bu ibadeti Allah'tan başkasına ta'zimi de içermektedir. Âlim bunu görünce öğrencesine kendisiyle beraber oradan ayrılmasını emreder. Derhal oradan çıkarlar. Yolda öğrencisi bu âlime der ki; "Bugün gibisini görmedim! Doktora ulaşmak için çok yoruldun, uzun süre bekledin ve hacetini görmeden geri dönüyorsun!" alim der ki; "Yazık sana! Görmedin mi Allah'a isyan edip O'na şirk koştuğunu?" öğrencisi de şöyle der; "Bize ne ki ondan ve yaptığından? Sapıklığı kendisine aittir. Bize onun bilgisi ve mesleği lazım" bunun üzerine âlim; "Çok garipsin! Ben onun yaptığına sessiz kalırsam ve ona yardım edersem, gece Rabbimin huzuruna nasıl duracağım ve kunutta "Sana isyan edip fasıklık yapanı terk eder ve onunla ilişkimizi keseriz" diye hangi dil ile söylerim?" der.  

Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler