» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Forum

  
http://www.musluman.biz
http://www.hakyoluislam.com
http://kullukrisalesi.com
http://asri-saadet.com
http://islah.de
 http://kitabussunne.blogcu.com
http://www.islamhouse.org/
http://ebumuaz.blogspot.com/
 
 
Hz. Peygamber'in Aksırma İle İlgili Uygulamaları
. Hz. Peygamber'in Aksırma İle İlgili Uygulamaları
Ebû Dâvûd'un Ebû Hureyre'den rivâyet ettiğine göre, Allah Resûlü, aksırdığında elini veya elbisesini ağzına kor, sesini azaltır veya onunla sesini kısardı.[1] Tirmizî, buna "sahih hadis" demiştir.[2] Hz. Peygamber'den rivâyet edildiğine göre: iddetli esneme ve aksırma şeytandandır. Allah, bunlardan hoşlanmaz." buyurmuştur.
Müslim'in sahih olarak rivâyet ettiğine göre, Hz. Peygamber huzurunda bir adam aksırdığında ona, "Yerhamükallah" di­ye dua etti. Sonra bir kez daha aksırdı; bunun üzerine Re­sû­lullah: "Adam nezle olmuştur." [3] buyurdu.
Allah Resûlü'nün şöyle buyurduğu sabittir: "Allah Teâlâ ak­sırmaktan hoşlanır; esnemekten ise hoşlanmaz. Sizden biri ak­sırıp da "Elhamdülillah" dediğinde, o hamdi işiten her müs­lümana "Yerhamükallah" demesi bir haktır. Esnemeğe gelince, o ancak şeytandandır. Bu nedenle sizden biri esneyeceği zaman gücü yettiğince onu engellemeye çalışsın; zira sizden biri esnediğinde şeytan ona güler." Bu hadisi Buhârî rivâyet etmiştir.[4] Yine Buhârî'de Hz. Peygamber'in: "Sizden biri aksırdığında "Elhamdülillah" desin. Kardeşi ona "Yerhamükallah" de­­sin. Aksıran da tekrar ona "Yehdîkumullah ve yuslih bâ­leküm" desin." buyurduğu rivâyet edilmiştir.[5]
Müslim'in Sahîh'inde Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: "Bir müslümanın diğer bir müslüman üzerinde altı hakkı vardır: Karşılaştığında ona selam ver; davet ettiğinde icabet et; nasihat istediğinde nasihat et; aksırıp hamd ettiğinde 'yerhamükallah' diyerek hayır duada bulun; hastalandığında ziyaret et; öldüğü zaman cenazesinin ardından git."[6]



[1]     Ebû Dâvûd, "Edeb", 90.
[2]     Tirmizî, "Edeb", 6.
[3]     Müslim, "Zühd", 55. [Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, "Edeb", 92; Tirmizî, "Edeb", 5; Nesâî, "İsti'zân", 32; Dârimî, "İsti'zân", 32; İbn Mâce, "Edeb", 20; İbn Hanbel, IV, 46, 50.]
[4]     Buhârî, "Edeb", 125, 128. [Ayrıca bk. Tirmizî, "Edeb", 7; İbn Hanbel, II, 265, 428, 517].
[5]     Buhârî, "Edeb", 126. [Ayrıca bk. Tirmizî, "Edeb", 3; İbn Mâce, "Edeb", 20; İbn Hanbel, I, 120, 122].
[6]     Müslim, "Selâm", 6; İbn Hanbel, II, 68.

Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler