» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Kitaphane - Türkce

Kitaphane - Arapca

Forum

  
25 Rabi Al-Awwal 1431
11 March 2010
Фаджр05:28
Восход06:59
Зухр12:51
Аср16:09
Магриб18:43
Иша20:09
Полночь00:05
Islamic Finder
 
 
KADİR GECESİ VE İTİKÂF
KADİR GECESİ
Allâh Teâla şöyle buyurur: (Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar. ) [el- Kadr Sûresi]
Allâh Rasûlu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurur: (Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın)[1]
Diğer bir hadiste: (Kadir gecesini ramazanın tekli olan son on gününde arayın.)[2]
Müslüman kişi Kadir gecesini nasıl arar:
Â’işe (radiyallahu anha) şöyle buyurur: (Nebî(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ramazan’ın son) on gününe girdiğinde izârını salamca bağlar (kendini ibâdete vermek için hanımlarından uzaklaşır), geceyi ibâdetle geçirir ve âilesini kaldırırdı. )[3]
Yine şöyle buyurur: (Allâh Rasûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ramazan’ın) son on gününde gayret ettiği kadar diğerlerinde bu kadar gayretli olmazdı.)[4]
Bu gecenin alâmetleri:
Allâh Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: (Kadir gecesi, bağışlama ve azad gecesidir. Ne soğuk ne de sıcaktır. Güneş o gecenin sabahında kırmızılığı zayıf olarak doğar.)[5]
[Ayrıca bu gece, deniz sularının tatlı olacağı, köpeklerin havlamayacağı, meleklerin inip insanlara selâm vereceği gibi bazı alâmetler zikredilmiştir, ancak bunların hiç birinin sağlam bir dayanağı yoktur.]

İTİKÂF

İtikâf, ramazan ve ramazan dışındaki senenin diğer günlerinde müstehabtır. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şevvâl ayının son on gününde itikâfa girdiği sabittir. Umer (radiyallahu anh) Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şöyle demiştir: (Yâ Rasulallâh ! Ben cahiliyye’de Mescid’ul-Harem’de bir gece itikâfa girmeyi adadım deyince, Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) « adağını yerine getir » der. O da bir gece itikâfa girer.)[6]
İtikâfın en faziletlisi ramazanda olanıdır. Çünkü Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allâh Azze ve Celle tarafından vefât ettirilene kadar ramazanın son on günü itikâfa girerdi.[7]
İtikâfın şartları:
Allâh Teâla şöyle buyurur: (Mescidlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin.) [Bakara: 187]
Ancak mescidlerden murâd olunan bütün mescidler değildir. Çünkü bunun tayini sünnette gelmiştir. Rasûl (s.a.s.) şöyle buyurur: (İtikâfa ancak üç mescitte girilir )[8]
Bu mescidler; Mescid’ul- Harem, Mescid en- Nebevi ve Mescid el-Aksâdır.
Konuyla ilgili Ali el-Halebi’nin el-İnsâf Fi Ahkâm el-İtikâf adlı risalesine bakılabilir. Bu hadis hakkında el-Albani Sahiha’da (2786) şöyle der:“Bunu el-İsmailî Mu’cem’de (112/2) şeyhi el-Abbas b. Ahmed el-Veşşa – Muhammed b. El-Ferec tarikiyle rivayet etti. Beyhaki Sünen’de (4/316) Muhammed b. Adem el-Mervezî tarikinden, her ikisi Sufyan b. Uyeyne – Cami b. Ebi Şeddad – Ebu Vail tarikiyle: dedi ki; Huzeyfe radıyallahu anh, Abdullah radıyallahu anh’e (yani İbn Mesud’a) “Bir topluluk senin evin ile Ebu Musanın evi arasında itikaf yapıyor ve sen karşı çıkmıyorsun! Halbuki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in “İtikaf ancak üç mescidte olur” buyurduğunu biliyorsun.” Abdullah radıyallahu anh dedi ki:“Onların ezberlediğini sen unutmuş yahut onlar isabet edip sen hata etmiş olabilirsin”Bu isnad şeyhayn (Buhari ve Müslim)in şartlarına göre sahihtir. İbn Mesud’un sözü, Huzeyfe’nin hadisin rivayet lafzında hata ettiğini gösteren bir nas değildir. Hatta Huzeyfe radıyallahu anh’ın karşı çıktığı itikaf hususunda İbn Mesuda göre hadisin anlamı, tıpkı “emaneti olmayanın imanı, ahdi olmayanın dini yoktur” hadisindeki gibi “kamil itikaf yoktur” şeklinde olabilir. Allahu alem.Sonra Tahavi’nin bu hadisi Müşkil’de (4/20) aynı tarikten rivayet ettiğini gördüm. Aynı şekilde Abdurrazzak Musannef’te (4/248/8016) ondan da Taberani (9/350/9511) İbn Uyeyne’den bu yol ile rivayet ettiler, lakin merfu oluşunu tasrih etmediler. Said b. Mansur; Sufyan b. Uyeyne yoluyla rivayet etti ancak merfu oluşundan şek ve ihtisar ile rivayet etti; Şakik b. Seleme dedi ki: Huzeyfe radıyallahu anh Abdullah b. Mesud radıyallahu anh’e: “Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu biliyorsun: “İtikaf ancak üç mescidte olur” veya cemaat mescidi dedi.İbn Hazm Muhalla’da (5/195) ondan nakleder ve bu şekten dolayı hadisi reddeder. İbn Hazm, İbn Uyeyne’den şeksiz olarak merfu gelen “cemaat” lafzıyla rivayete vakıf olmadığından mazurdur… (Şeyh Elbani burada bu rivayetin şeksiz ve merfu olarak gelen yolları ile ravilerinin güvenilir oluşundan bahseder ve sonra şöyle devam eder;)Said b. Mansur’un hadisin ref’inde tereddüt etmesi sıhhatini etkilemez. Özellikle kıssanın geliş şekli (siyakı) dikkatle bakıldığı zaman hadisin merfu olduğu hususunu tekid eder. Zira Huzeyfe radıyallahu anh, onların evler arasında itikaf yapmaları hakkında ibn Mesud radıyallahu anh’ın sessiz kalmasına mücerret görüşüyle karşı çıkmamıştı. O, onun üstünlük ve fıkhını biliyordu. Şayet ona göre hadis merfu olmasaydı, ibn Mesud radıyallahu anh’e karşı çıkıp hüccet ikame etmezdi. Hatta Abdurrazzak’ın mevkuf rivayeti dahi dediklerimi destekler. Zira ondaki lafız şöyledir:“Bir topluluk evinle Ebu Musa’nın evi arasında itikaf yapıyor ve sen yasaklamıyorsun ha!” Abdullah radıyallahu anh: “Sen hata edip onlar isabet etmiş veya sen unutup onlar ezberlemiş olabilirler” dedi. Bunun üzerine Huzeyfe radıyallahu anh: “İtikaf ancak üç mescidte olur” diye devam etti. Bunun bir misli de İbrahim’in rivayetidir: “Huzeyfe radıyallahu anh, Abdullah radıyallahu anh’e geldi ve: “Senin evinle Eşarinin evi arasında mescidte itikafa girenleri garip karşılamıyor musun? “ dedi. Abdullah radıyallahu anh: “Sen hata edip onlar isabet etmiş de olabilir” dedi. Huzeyfe radıyallahu anh: “Bilmiyor musun ki itikaf ancak üç mescidte olur! Orada veya şu çarşıda itikaf etmeleri arasında fark görmüyorum. (Huzeyfe radıyallahu anh’ın ayıpladığı bu kimseler Büyük Kufe Mescidinde itikafa girmişlerdi.) Bunu İbn Ebi Şeybe Musannef’te (3/91) rivayet etti. Yine Abdurrazzak (4/347-48) rivayet etmiş olup parantez içindeki ziyade ona aittir. Ondan da Taberani (9510) rivayet etti. Ricali güvenilirdir, şeyhayn ravileridir. Yalnız İbrahim (en-Nehai) dışında. O Huzeyfe radıyallahu anh’e yetişmemiştir.Huzeyfe radıyallahu anh’ın İbn Mesud radıyallahu anh’e karşı “Üç mescid haricinde itikaf olmaz” cümlesiyle delil getirmesi, ona göre bunun hüccet makamında bir söz olduğunu düşündürmektedir. Aksi halde ona: “Bilmiyor musun!” diye söylemezdi. Allahu a’lem.Şunu iyi bil ki, alimler itikaf yapılacak mescidin şartları hususunda ihtilaf ettiler. Bunu geniş olarak musanneflerde, Muhalla’da ve diğerlerinde görebilirsin. “Siz mescidlerde itikaf edersiniz” ayeti ile hüccet getirmek doğru değildir. Hadis sahihtir. Ayet umum olup hadis hâstır. Usul gereğince umum, hâs olana hamledilir. Hadis mahsus, ayet onun mubeyyenidir ve Huzeyfe hadisine delil olur. Bu konuda eserler (sahabe ve tabiinden gelenler) de muhteliftir. Alınmaya layık olanı hadise muvafık olandır. Mesela Said b. Museyyeb’in sözü gibi: “İtikaf ancak Mescid-i Nebi’de olur.” Bunu İbn Ebi Şeybe ve İbn Hazm sahih isnad ile rivayet ettiler…Şeyh Elbani daha sonra hadisin sıhhati konusunda yapılan itirazlara karşı delilleriyle hadisin sıhhatini ispatlayan açıklamalar yapar.Neticede hadisin lafzından anlaşıldığı üzere üç mescid dışında itikaf olmaz. Ebu Davud’un Aişe radıyallahu anha’dan: “Oruçsuz itikaf olmaz ve cemaat mescidi olmayan mescidte itikaf olmaz” sözü Aişe radıyallahu anha’nın kendi sözü olup uyulması gereken merfu hadistekidir.
Â’işe (radiyallahu anha) şöyle der: (Sünnet olan, itikâfa girenin oruç tutmasıdır.)[9]
İtikâfa girenin yapması câiz olan şeyler:
İtikâfa girenin ihtiyaca binâen çıkması câizdir.[10]
Başını mescidden çıkarabilir. Â’işe (radiyallahu anha) şöyle der: ( Rasûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde itikâfa girdiği halde ben odamda iken başını sokar ben de (saçlarını) tarardım. Ben hayızlı olurum, benimle onun arasında kapının eşiği olurdu. İtikâfta olduğunda ancak insâni ihtiyaçtan dolayı eve girerdi.)[11]
Kadının kocasıyla veya tek başına itikâfa girmesi câizdir. Â’işe (radiyallahu anh) şöyle buyurur: “ Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allâh onu vefât ettirene kadar ramazanın son ongünü itikâfa girerdi. Sonra da ardından hanımları itikâfa girdiler.”[12]
Şeyh el-Albânî şöyle der: «Bu hadiste kadınların itikâfa girmelerinin cevâzı vardır. Hiç şüphesiz ki, konuyla ilgili bir çok delilden dolayı bu (hüküm), kadınların velilerinin iznine, fitneden ve erkeklerle karışmalarından emin olmaya bağlıdır. Fıkhî kâide şöyle der: “Kötülüğün def edilmesi maslahatın celb edilmesinden önce gelir”.»
[1] Buhârî, 2020; Müslim, 1165.
[2] Buhârî, 2017 ; Müslim, 1169.
[3] Buhârî, 2024 ; Müslim, 1174.
[4] Müslim, 1174.
[5] Sahîh el-Câmi’, 5475.
[6] Buhârî, 2042 ; Müslim, 1656.
[7] Buhârî, 2026 ; Müslim, 1173.
[8] Beyhakî, es-Sunen, 4/316, Zehebî, Siyer, 15/81 ; Tahâvi, Müşkil el-Âsâr, 4/20. el-Albâni es-Silsile de(2786) sahih olduğunu söylemiştir.
[9] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2473.
[10] Hâcetini gidermesi abdest alması, yemek yemesi gibi. Eğer bunların mescidde giderilme imkânı yoksa tabi. Alış veriş için veya ehliyle temas için çıkması ise katiyyen caiz değildir.
[11] Buhârî, 2029 ; Müslim, 297.
[12] Buhârî, 2026 ; Müslim, 1173.


http://ebumuaz.blogspot.com/

Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler