» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Forum

  
http://www.musluman.biz
http://www.hakyoluislam.com
http://kullukrisalesi.com
http://asri-saadet.com
http://islah.de
 http://kitabussunne.blogcu.com
http://www.islamhouse.org/
http://ebumuaz.blogspot.com/
 
 
SAHIHI BUHARI ORUC BABI (5)
45- BÂB: ORUÇLU RAMAZÂNDA (GÜNEŞ BATTI SANARAK^ ORUCUNU BOZSA, SONRA DA GÜNEŞ MEYDANA ÇIKSA? Hİ

67-....... Esma bintu Ebî Bekr (R): Bizler Peygamber'in haya-
da insanların en ileri gidenleri
ndendi, demiştir. İbn Abdi'1-Berr de: l£târı çabuk, sahuru da geç yapmağa dâir rivayet olunan hadîslerin hepsi sahihtir, mütevâtirdir, demiştir.
Enes İbn Mâlik'ten de Peygamber'in İftar etmedikçe akşam namazı kılmadığı, hiç olmazsa bir yudum su içtiği, rivayet edilmiştir (Umdetu'l-Kaarî).

146  Abdullah ibn Ebî Evfâ hadîsinin başlığa delîlliği açıktır. Güneşin battığı sabit olduktan sonra iftarı geciktirm
emek, sünnetin gereği olmuştur.

147  Yânî ramazânda pruçlu, güneş battı sanarak orucunu bozduktan sonra güneş meydana çıksa, o kimse bu günün orucunu tekrar tutup öder mi, yoksa ödemez mi? Bu günün orucunun ödenip ödenmeyeceği hususunda görüş ayrılığı bulunduğu için Buhârî, izâ'nın cevâbı olan hükmü bildirmem
iştir.
tında yağışlı bir günde iftar ettik, sonra da güneş meydana çıktı, demiştir.
Bu Esma hadîsinin râvîsi Hişâm ibn Urve'ye:
— Onlar Peygamber tarafından bu günün orucunu ödemekle em-rolundular mı? diye soruldu. Hişâm:
— Kaza etmekten kurtuluş yoktur (yânî ödemek lâzımdır), dedi148.
Ve Ma'mer ibn Râşid şöyle dedi: Ben Hişâm ibn Urve'den işittim; o: Bu günün orucunu ödediler ini, yâhud ödemediler mi, bilmiyoru
m, diyordu 149.
46- ÇOCUKLARIN ORUCU BABI Ve Umer (R) ramazân içinde sarhoş olmuş bir kimseye: Sana yazıklar olsun, bizim çocuklarımız bile oruçludurlar, demiş ve o sarhoşa dayak atmıştır 15°

68-.......er-Rubeyyi' bintu Muavviz (R) şöyle demiştir: Peygamber (S), âşûrâ günü kuşluk zamanı -Medine yakınındaki- Ensâr köylerine şu haberi gönderdi: "Her kim iftar ederek sabahladı ise gününün

148  Hadîste soru hemzesi mukadderd
ir. Böyle yanılma ile oruç sakatlanırsa, bunu  kaza etmek lâzım olduğunda Dört İmâm ittifak etmişlerdir. Günün kalanında vakta hürmeten yenmez. Bunda keffâret lâzım gelmez.

149  Mücâhid'den, Atâ'dan ve Urve ibnu'z-Zubeyr'den bu günün orucunun kaza edilmeyec
eği rivayet olunmuştur. Onlar bunu unutarak yemek yiyen kimse menzilesi nde tutmuşlardır.
İbnu'l-Munîr: Mükellefler ancak zahir ile hitâb olunmuşlardır. Binâenaleyh bu hususta ictihâd edip de yanılırlarsa, bunda üzerlerine güçlük yoktur,
demiştir.
Ma'mer'in bu hadîsini Ebû Dâvûd, İbn Mâce rivayet etmişlerdir (Kastallânî).

150  Umer'in bu fiilini Saîd ibn Mansûr ile el-Bagavî senediyle rivayet etmişlerdir. Bu haberin başlığa uygunluğu "Çocuklarımız bile oruçludurlar" sözündedîr.
geri kalan zamanında imsak eîsin^Her kim de oruçlu olarak sabaha ulaştı ise, orucunu tamamlast
n".
er-Rubeyyi* dedi ki: Biz bundan sonra âşûrâ orucunu tutardık, çocuklarımıza da tuttururd
uk. Oruçlu çocuklarımıza boyalı yünden oyuncak düzerdik de bunlardan biri yemek üzerine ağladığı zaman, iftar vakti oluncaya kadar ona bu oyuncağı verirdik 151.

47- VİSAL ORUCU (YÂNÎ BİR GÜNÜN ORUCUNU ÖBÜR GÜNÜN ORUCUNA YEMEDEN İÇMEDEN EKLEYİP ULAMANIN HÜKMÜ)152;

Yüce Allah'ın:
"Sonra orucu geceye kadar imsak ederek tamamlayınız..*" (ei-Bakara: 187) kavlinden ötürü, geceleyin oruç yoktur diyen kimse 153; Peygamber (S.) ümmetine bir rahmet olmak ve bedenleri
nin kuvvetini bakî kılıp korumak için visal orucu tutmaktan nehyetti1 54 ve bir
de teammuk'un, yânı teklif edilmemiş bir şeyi , derinletm
enin (derinleme sine yapmanın) mekruh ! I                        kılınması babı155.

51 Müslim'in rivayetin
de Ensâr köylerinin Medîne civarında bulunduğu, bu çocukların küçük yaşta oldukları ve oruç tutturmak la beraber bu çocukları yanlarına alarak beraberle rinde mescide götürüp İslâm ibâdetine alıştırdıkları açıkça be-. lirtilmiştir. Müslüman çocuklarını oruç, namaz gibi îslâm ibâdetlerine küçük yaşlardan i'tibâren alıştırma çalışmaları Peygamber devrinden beri devam ede-gelmektedir. Âlimlerin cumhuruna göre bulûğ çağma ulaşmayan çocuklara,oruç vâcib değildir. Seleften İbn Şîrîn ile Zuhrî gibi bâzıları müstehâb olduğuna kaa-il olmuşlardır. îmâm Şafiî de bu içtihada tutunarak, çocuğun oruç tutmaya bedenî kuvveti yetecek derecede olursa temrin için, alıştırmak için oruçla emredilir ler demiş ve bunun da haddini yedi ve on yaş olarak ta'yîn etmiştir.

152  Buhârî bâb içinde zikrettiği hadîslerle yetindiği için hükmü söylememiştir.

153  Yânî gece cjruç için bir mahall ve bir zarf değildir. Çünkü el-Bakara:187. âyeti, oruç vaktinin geceye kadar devam ettiğini ve gecenin oruç vaktinin sonu olduğunu beyân etmiştir. Allah orucun sınırını geceye kadar diye sınırlamış ve ta'yîn buyurmuştur.

154  Buhârî işaret ettiği bu nehiy hadîsini Âişe'den olmak üzere, babın sonunda senediyle rivayet etmiştir.

155  et-Teammuk, bir şeyi derinletm
ek ve derenliğine gitmek demektir. Burada ise teklif edilmemiş olan bir işin külfetini yüklenmekte mübalâğa etmekten ibarettir .

69-....... Enes ibn Mâlik(R) ten: Peygamber (S):
—  "Bir günün orucunu öbür günün orucuna eklemeyin
iz" buyurdu.
Sahâbîler: h — Sen orucu ekleyip duruyorsu
n? dediler.
Peygamber:
_ "Ben sizden hiçbiriniz gibi değilim. Çünkü ben yedirilir, içirilirim" yâhud: "Çünkü ben yedirilir ve içirilir olduğum hâlde gecelerim" buyurdu 156.

70-.......Abdullah ibn Umer (R) şöyle dedi: Rasûlullah (S) visal orucu tutmaktan nehyetti. Sahâbîler: Sen birbirine ekleyerek oruç tutuyorsu
n? dediler. Rasûlullah: "Çünkü ben sizler gibi değilim. Ben doyurulur ve sulanırım" buyurdu.

71-....... Ebû Saîd (R), Peygamber(S)'i şöyle buyururke
n işit-
mistir:
— "Sizler, orucunuzu öbürüsüne eklemeyin
iz. Hanginiz bir günün orucunu diğer günün orucuna eklemek isterse, nihayet sahur vaktine kadar ulaştırsın".


156 Hadîsin bâb başlığına uygunluğu açıktır. Çünkü hadîs başlığın istediği cevâbı açıklamaktadır.
Sahâbîler:
—  Yâ Rasûlallah! Sen birbirine ekleyerek oruç tutuyorsu
n?
dediler.
Rasûluİlah:
—  "Ben sizin hey'etiniz gibi değilim. Çünkü ben geceyi, beni doyuran bir doyurucum ve beni sulayan bir sulayıcım olduğu hâlde geçiririm" buyurdu 157.

72-.......Âişe (R) şöyle demiştir: Rasûluİlah (S) ümmetine rah-
meten oruçları birbirine eklemekte
n nehy buyurdu. Sahâbîler:
— Sen bir günün orucunu diğer günün orucuna ekleyip ulaştırıyorsun? dediler.
Rasûluİlah:
—  "Ben sizin hey'etiniz gibi değilim. Çünkü Rabb'im beni doyurur ve sular" buyurdu 158.
Ebû Abdillâh el-Buhârî dedi ki: Râvîlerden Usmân ibn Ebî Şey-be bu hadîsteki "Rahmeten lehum(= Ümmete rahmeten)" kısmını zikretmed
i159.

48- ORUCUNDA BİRBİRİNE EKLEMEYİ ÇOĞALTANLARA (PEYGAMBER TARAFINDA
N) CEZA VERİLMESİ BABI

157  el-Hey'et, bir şeyin sureti, şekli ve haletidir
.
158  Burada getirilmiş olan Abdullah ibn Umer, Ebû Saîd ve Âişe hadîslerinin hepsi de aynı mealde olarak birbirine eklemek suretiyle oruç tutmaktan nehyi ifâde etmektedi
rler.
Hz. Âişe hadîsinde bu nehyin ümmet için rahmet olduğu ziyâdesi vardır.

159  Bu Âişe hadîsi burada Usmân ibn Ebî Şeybe ile Muhammed ibn Selâm tarîkinden getirilmiştir.. Buhârî bu sözü ile hadîsin Muhammed ibn Selâm rivayeti olduğuna delâlet etmiştir. Bu hadîsi Müslim, Usmân ibn Ebî Şeybe tarîkinden bu .ziyâde ile getirmiştir. Şu hâlde Usmân bu ziyâdeyi kâh vermiş, kâh vermemiş oluyor (Kastallânî).
Bu cezây. Enes (R) Peygamber
in rivayet etmiştir •«.

73-.......EbûHureyre (R) şöyle demiştir: Rasûluİlah (S) oruçta
birbirine eklemekte
n nehyetmişti. Müslümanlardan bir kimse Rasû-
lullah'a hitaben:
— Yâ Rasûlallah! Sen bir günün orucunu, öbür günün orucuna
ekliyorsu
n! dedi.
Bunun üzerine Rasûluİlah:
—  "Sizin hanginiz benim gibidir? Ben, Rabb'im beni doyurur ve sular bir hâlde gecelerim" buyurdu.
Fakat sahâbîler bir günün orucunu diğer günün orucuna eklemekte
n vazgeçmekten (yine) çekindiklerinde, Rasûluİlah oruçlarını bir gün, sonra bir gün daha (arka arkaya iki gün) birbirine ekletti. Sonra (üçüncü günü) hilâli gördüler. Bunun üzerine Rasûluİlah orucu birbirine eklemekte n vazgeçmek istemeyen leri cezalandırma yapar
gibi:
— "Eğer hilâl (bir ay) geri kalsaydı, eklemeyi sizin için (bir i'ti-
bâr olsun diye) o kadar artırırdım" buyurdu 161.

160 el-Nekâl, en-Nukle, el-Menkel; işkence ve ukubete denir ki, sairlere medarı ibret olur.
ei-Tenkıl: Bir adama şâirlere korku ve ibret olacak bir iş eylemek ma'nâsı-nadır. Enes'İn rivayet ettiği bu tenkîl hadîsini Buhârî, Kitâbu't-Temennfde mevsûlen getirmiştir.
"Eksere = Çoğaltan" ile kayıdlamadan, bunu az yapana ceza olmadığı anlaşılabilir. Çünkü az sayıda günü birbirine eklemek meşakkat olmayacağı düşünülür. Lâkin cezanın olmamasından, cevazın subûtu lâzım gelmez {lbn Hacer). 161 Peygamber'in sahâbîlerine, oruçları eklemekte
n nehyettiği hâlde sahâbîlerin bundan vazgeçmeyi kabul etmemeler i, Rasûlullah'ın hükmüne muhalefet demek olduğundan, bu nasıl mümkin olabilir diye bir suâl hâtıra gelir. Bedruddîn Aynî bu suâle: Sahâbîler bu nehyi tahrîmî bir nehiy değil, tenzîhî bir nehiy olarak anlamışlardı diye cevâb veriyor.

74-.......Hemmâm ibn Münebbih es-San'ânî, Ebû Hureyre'den
İşitmiştir. Peygamber (S) sahâbîlerine iki kerre: "Sizleri, orucunuzu öbür günün orucuna eklemekte
n nehyediyo rum" buyurdu. Kendisine: Sen orucunu öbür, günün orucuna ekliyorsu n, denildi. Peygamber: "Ben, Rabb'im beni doyurur ve sular hâlde gecelerim . Bunun için sizler amellerde n (ibâdetlerden) gücünüzün yeteceği mikdânnı ma-habbet eyleyin (yânı: üzerinize alın)" buyurdu 162.

49- BİR GÜNÜN ORUCUNU SEHER VAKTİNE KADAR ULAŞTIRMAK BABI 163

75-.......Ebû Saîd el-Hudrî, RasûIullah(S)'i şöyle buyururke
n

162  el-Kelif: Âşık ve aşüfteye denir. "O onun âşıkı" yerine "Huve kelifu fulânete" denilir. el-Kulf, Ekle/u ve Kelfâu'nun cem'idir. ei-Kelifmasdar olur, bir kimseye ziyadesiy
le aşk ve mahabbet eylemek; el-Külfeîu: ... zahmet ve yorgunluk la işlenen işe ve irtikâb olunan meşakkatli işe denir.
et-Tekettüf: bir adam üzerine rene ye meşakkatli iş olmak; et-Teklîf: Bir adama rene ve meşakkatli bir iş işlemekle emreyleme
k ma'-nâsıhadır (Kaamûs Ter.).

163  Yânî bir günün orucunu ertesi günün seher vaktine kadar ulaştıranın cevazı bâ-bi. Burada orucu seher vaktine kadar ulaştırmaya, bunun surette asıl ulaştırmaya benzemesi
nden dolayı visal denilmiştir. Yoksa ulamanın hakîkati gündüz olduğu gibi, gecenin bütününde de imsak edilmesid ir. Lâkin ulamanın, ancak gecenin bütününde hakikat olduğu da'vâsının subûtuna ihtiyâç duyulur. Pey-gamber'in orucunu sahur vaktinden diğer günün sahur vaktine kadar ulaştırır olduğu rivayeti gelmiştir. Bunu Ahmed ile Adurrazzâk, Alî'den rivayet etmişlerdir (Kastallânî).
Bu tatbîkat îmâm Ahmed ve bâzı hadîsçilerin mezhebidi
r. Şâfiîlerden bu, hakîkî visal değildir diyenler vardır (Aynî).
işitmiştir:
—  "Sizler orucunuzu öbür günün orucuna eklemeyin
iz. Hangi biriniz orucunu öbür günün orucuna eklemek isterse, nihayet onu seher (yânî sahur) vaktine kadar ulaştırsın".
Sahâbîler:
— Yâ Rasûlallah, sen orucunu öbür günün orucuna ekliyorsu
n,
dediler.
Rasûlullah:
—  "Ben sizin hey'etiniz yânî hâliniz gibi değilimdir. Çünkü ben, beni doyurmakt
a olan bir Doyurucum ve beni sulamakta olan bir Su-layıcım olduğu hâlde gecelerim" buyurdu 164.

50- NAFİLE OLARAK ORUÇLU BULUNAN DÎN KARDEŞİNE BU ORUCUNU BOZDURMAY
A YEMÎN EDEN VE ORUCU BOZMAK KENDİSİNE DAHA HAYIRLI OLDUĞU TAKDİRDE ORUCUNU
BOZAN KİMSEYE BİR ÖDEME GEREKMEDİĞİ GÖRÜŞÜNDE BULUNAN KİMSE BABI

164  es-Seher (es-Sahar): (iki fetha İle) subhtan, yânî tan yeri açılmazdan evvelce olan vakte denir... (Kaamûs Ter.).
Bu hadîsin aslı, biraz evvel 71 rakamıyle de geçmiş idi.

165  Nafile olarak oruçlu bulunan birisine bir dîn kardeşi orucunu bozdurmay
a ye-mîn etse ve bunun üzerine o kimseye orucunu bozmak daha hayırlı olduğu kanâati belirip de bozsa, kendisine kaza lâzım gelmez. Buhâri'ye göre bu yemîn o kimse için bir Özür oluyor.Se lmân, Ebu'd-Derdâ, Mücâhid, Tâvûs, Atâ, Sev-ri, Şafiî, Ahmed ve İshâk'a göre de nafile orucu özürlü,   özürsüz bozan kişiye kaza lâzım gelmez. Diğer gruba göre başlama ile taahhüd edilmiş bir ibâdetin iftar hâlinde kaza ile ikmâl ve telâfi edilmesi gerekir.
76-.......Ebû Cuheyfe (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Sel-
mân el-Fârisî ile Ebu'd-Derdâ arasında kardeşlik akdi yaptı. Selmân, Ebu'd-Derdâ'yı ziyarete gitti. (Ebu'd-Derdâ'yı evde bulamadı) ve karısı Ümmü'd-Derdâ'yı eski bir elbise içinde perişan gördü de:
—  Bu hâlin nedir? diye sordu. Ümmü'd-Derdâ:
— Kardeşin Ebu'd-Derdâ'mn dünyâda bir işi ve ihtiyâcı yoktur (o, gündüz oruç tutar, gece namaz kılar), deyip dert yandı.
Bu sırada Ebu'd-Derdâ da geldi. Selmân için yemek yaptı (ve önüne getirdi). Selmân, Ebu'd-Deryâ'ya:               
—  Sen de ye! Dedi  Ebu'd-Derdâ:
—  Ben oruçluyum! demesi üzerine Selmân:
— (Vallâhî bu orucu bozacaksın!) Ve sen yemedikçe ben de yemeyeceğim, dedi.
Ebû Cuheyfe dedi ki: Ebu'd-Derdâ da (orucunu bozup konuğu ile) yedi. Gece olunca Ebu'd-Derdâ, gecenin evvelinde namaza kalkmak istedi. Selmân onu:
—  Uyu! diye men' etti.
Ebu'd-Derdâ da uyudu. Sonra bir daha kalkmaya davrandı. Yİ-ne Selmân:
— Uyu! deyip, onu kalkmakta
n men' etti. Gecenin son vakti olunca Selmân:
— Şimdi kalk, dedi. (Kalktılar, abdest alıp) namaz kıldılar. Müteakiben Selmân, Ebu'd-Derdâ'ya:
j— İnne ü-Rabbike aleyhe hokkan •Ve li-nefsike aleyke hakkan Ve li-ehlike aleyke hakkan {Ve lUdafyike aleyke hakkan) fe â'tı külle zî hakkın hakkahu
ı[= Muhakkak ki senin üzerinde Rabb'in için bir hakk vardır.
Ve yine senin üzerinde kendin için bir hakk vardır.
Ve yine senin üzerinde ailen için de bir hakk vardır.
'(Ve hattâ senin üzerinde misafir için de bir hakk vardır)166.

166 Bu fıkra Tirmizî ile İbn Huzeyme tarafından rivayet edilmiştir. Buhârî'nin bundan sonra gelecek 53-

54,'bâblannda "înne li-zevrike aleyke hakkan = Muhakkak ziyaretçilerin için de bir hakk vardır" seklinded
ir.
Binâenaleyh sen her hakk sahibine hakkını ver!] dedi. Sonra Ebu'd-Derdâ Peygamber'e geldi de bu vak'ayı O'na zikretti. Peygamber (S):
— "Selmân doğru söylemiştir" buyurdu 167,

51- ŞA'BÂN AYINDA TUTULAN ORUC(UN FAZİLETİ) BABI

77-.......Âişe (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) -bâzı aylarda
çok- oruç tutardı. Hattâ biz O'nu (bu ayda) hiç iftar etmiyor sanırdık. (Bâzı aylarda da o kadar çok) iftar ederdi ki, biz O'nu hiç nafile oruç tutmuyor sanırdık. Ben Rasûlullah'ın ramazândan başka bir ayın

167 Hadîsin başlığa uygunluğu Ebu'd-Derdâ'nın Selmân için yemek yapması, Ebu'd-Derdâ oruçlu İken konuşmadan sonra orucunu bozması, sonra Peygamber'e gelip bunu zikretmes
i, Peygamber'İn ona kaza etmeyi emretmemiş olması ciherinde n-dir... (Aynî).

Son fıkra, hadîsin Peygamber tarafından tasvîb ve takririni isbât eder. Bu hadîste dört nevi' hakk zikredilm
iştir: Allah hakkı, zatî hakk, aile hakkı, konu-komşu yânî vatandaşlık hakkı. Her hakk bir vazife mukaabili bulunduğundan "Her hakk sahibine hakkı verilmeli dir" emriyle de bu vazifeler e işaret ;    buyurulmuştur. Vazifenin bu yolda taksimi, ahlâkçıların amelî ahlâka göre yap-i,     tıklan taksîmin esâsıdır. Dînî, zatî, beytî, medenî vazîfelerdir. Şu kadar ki, ahlâkçılardan bir kısmı dînî vazifeyi almakta, bir kısmı bırakmaktadır. Vazife, insan için yapılması bir borç olduğuna göre, en heybetli kürrelere kadar bütün kâinatın yaratılış gayelerin e göre bir vazifenin, bir seyir ve hareketin esîri oldukları -î    görülüp dururken, insanın bu umûmî hareket kaanûnundan kendisini müstesna tutması hiç doğru olmaz. Kur'ân bu umûmî hareketi ve nizâmı, Hâlık'a ibâdet mâhiyyetinde bildirmiştir. Onun için insanın ahlâkî vazîfelerinin başında -'     hadîsin bildirdiği gibi, Rabb'ine karşı yapılacak vazifeler sayılmalıdır.
 
 Hadîs, ahlâkın ana bölümlerini en vecîz biçimde tesbît edip bildirmes
inden başka şu fıkhı hükümleri de bildirmek tedir: Müstehâb olan ibâdetlerin îfâsı be-v,     denî ve ruhî kuvvetler imizin ziyamı ve kırılmasını mûcib olmaması ve vâcib olan -     asıl vazifeler imizin ifâsına mâni1 olacak dereceye varmaması; bu derece sıkıcı -s     zühdî bir hayâttan bizleri men' etmesi; kardeşlik kurmanın meşruluğu; kardeş-<     leri ve tanıdıkları ziyaretin dînî ve medenî bir davranış olduğu; bir lüzum üzerine yabancı bir kadınla görüşüp konuşmanın cevazı; hayırdan ve vazifeden gaflet eden bir müslimin irşâd edilmesi. . (Ibn Hacer, Aynî).
i orucunu tamamladığını görmedim. Şa'bân ayındaki kadar da kendisind
e çok oruçlu olduğu bir ay görmedim 168.

168  Hadîsin bâb başlığına uygunluğu "Şa'bân ayındaki kadar kendisind
e çok oruçlu olduğu bir ay görmedim" sözündedir.
Bu hadîste Rasûlullah'ın şa'bân ayındaki orucunun ve buna kıyâsen diğer İbâdetlerinin başka aylara nisbetle daha çok olduğu bildirilm
iştir. Bunda ramazânı fazla ibâdetle ve yüksek bir ubudiyet şuuru ile karşılama hazırlığı da vardır.

78-.......Âişe (R), Ebû Seleme'ye tahdîs edip şöyle demiştir: Peygamber (S), hiçbir ayda şa'bândakinden daha çok nafile oruç tutar değildi. Çünkü Peygamber şa'bân ayının çoğunda oruç tutar idi. Ve: "Amellerde
n (devam etmeye) gücünüzün yeteceği mikdârı alınız. Çünkü Allah, sizler (amelden) bıkmadıkça (sevâb vermekten) bıkmaz" buyururdu . Ve Peygamber'e en sevimli olan namaz, az olsa bile üzerinde devam edilen namazdı.
Peygamber herhangi bir (nafile) namazı kılmaya başlayınca ona devam ederdi 169.

169  Bu hadîsteki "Rasûlullah şa'bân ayının hepsini oruç tutar idi" sözü ile, geçen rivayette
ki "Şa'bân ayındaki kadar kendisind e çok oruçlu olduğu bir ay görmedim" sözü arasında müşkil görülmüştür. Buna buradaki "Kullunu = Hepsini" kavliyle "Gâlibuhu = Çoğunu" ma'nâsı kasdedilm iş olup, birinci hadîs ikinciyi tefsîr edici, beyân edicidir diye cevâb verilmiştir. Bâzıları da, Rasûlullah şa'bânın bazen evvelinde, bazen ortasında, bazen de sonunda oruç tutardı ve şa'bâm oruçsuz bırakmazdı, ma'nâsınadır demişlerdir.

52- PEYGAMBER(S)'İN NAFİLE ORUCU TUTMASI VE TUTMAMASI NEVİNDEN ZİKROLUNAN ŞEYLER BÂB1

79-.......İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) ramazândan başka asla bir ayı kamilen oruç tutmadı. (Diğer aylarda) oruç tutardı; bir hâlde ki, O'nu gören: Hayır, vallahi Peygamber (bu ay) iftar etmiyor, der idi. Yine Peygamber bir ay içinde oruçsuz olurdu, ki O'nu gören: Hayır, vallâhî Peygamber (bu ay hiç) oruç tutmuyor, der idi.

80-.......Humeyd et-Tavîl, Enes ibn Mâlik'ten şöyle derken işit-
miştir: Rasûlullah (S) ay içinden (o kadar günlerde) oruç tutmaz idi ki, biz O'nu artık o ayın hiçbir gününde oruç tutmayaca
k sanırdık. (Hâlbuki sonra O geri kalan günlerde tamamen veya kısmen oruç tutardı.) Ve yine Rasüİullah aydan (o kadar günlerde) oruç tutar idi ki, biz O'nu artık orucu bırakmayacak sanırdık. (Hâlbuki sonra O geri kalan günlerde orucu bırakırdı.) Ve yine sen Rasûlullah'ı geceden bir kısmında namaz kılar görmek istemezsi n ki, muhakkak O'nu o sırada namaz kılar görürsün. O'nu uyur görmek istemezsi n» meğer O'nu uyur görürsün.
Ve râvî Süleyman ibn Hayyân, Humeyd'den söyledi ki, Humeyd, Enes'ten Rasûlullah'ın orucu hakkında suâl sormuştur I70

170 İbn Abbâs hadîsinin de Enes ibn Mâlik hadîsinin de metinleri müşkildir. Her iki sahâbînin bu hadîsleriyle anlatmak İstedikleri ma'nâ güçlükle anlaşılıyor. Her iki hadîsin bu müşkilliğinden dolayı sarihler çeşitli tasarrufl
ara gitmişlerdir. Fakat hepsinin ortak oldukları cihet şudur: İbn Abbâs'ın da, Enes'in de bu haberleri yle Peygamber'in nafile namaz kılmak ve oruç tutmak hususunda muayyen.-ve düzgün bir programa tâbi' olmadığını bildirmek istemeler idir.

81-......jHumeyd et-Tavîl dedi ki: Ben Enes'e Peygamber'in orucunun keyfiyyet
inden sordum. Enes (R) şöyle dedi: Ben Peygamber'i her aydan herhangi bir günde oruçlu görmek arzu edince, muhakkak O'nu oruçlu görürdüm. Onu oruçsuz görmek arzu edince de muhakkak O'nu oruçsuz görürdüm. Geceden herhangi bir kısmında namaz kılar görmek isteyince, muhakkak O'nu namaz kılar görürdüm. Uyur görmek isteyince de muhakkak uyur görürdüm. Ve ben Rasûlullah'ın elinden daha yumuşak ne bir yüne, ne de bir ipeğe dokundum. Ve yine ben Rasûlullah'ın güzel kokusunda n daha gözel kokan ne bir misk, ne de bir anber kokladım nı.

171 Enes hadîsinin ma'nâsı, nafile namaz kılmak ve nafile oruç tutmak hususunda Peygamber'in hâli muhtelif idi. İcâbına göre gâh ayın ilk günlerinde, gâh ortasında, bâzı ayların da son günlerinde oruç tutardı. Yine böyle, Peygamber bâzı defa gecenin önünde, bâzı defa ortasında, bâzı geceler de sonunda namaz kılardı. Gecenin bu muhtelif zamanlarında namaz kıldığını, yine böyle gündüzleri oruçlu bulunduğunu her görmek isteyen sahâbî Peygamber'i mükerreren gözleyerek namaz kılarken yâhud oruçlu iken rastlar ve dilediği gibi görürdü... İşte hadîsin ma'nâsı budur. Yoksa Peygamber mütevâliyen oruç tutardı yâhud bütün gece namaz kılardı denilmek istemiyor (Aynî).
İbn Abbâs hadîsi Peygamber'in ramazândan başka hiçbir ayda baştan başa oruçlu olmadığını açıkça öğretmiştir. Hadîsin bu fıkrası, bu hususta bir nasstir. İşte bu nassın ve açıklığın irşâd ve delaletiy
le, hadîsin'bundan sonrasında şöyle demiş olduğunu anlıyoruz: Peygamber'in ramazândan gayrı aylarda tuttuğu oruçların zamanları ve günleri ta'yîn edilip belirlenm iş değildi. Bir ayın önündeki, ortasındaki, sonundaki günlerde hem oruçlu olduğu, hem de oruçsuz olduğu günler bulunurdu . Bundan dolayı ayın her gününü oruçlu veyâhud oruçsuz sanırlardı.
Enes ibn Mâlik de kendi hadîslerinde aynı hakîkati ifâde etmiş oluyor. Oruç hususunda böyle olduğu gibi namaz hususunda da böyleydi. Bir gecenin birkaç . saatinde yatmak, kalkıp namaz kılmak hâlleri sık sık tekerrür ediyordu. Onun bu hâllerini gözleyen ve müşahede edenler, Peygamber'i adetâ bütün gece namaz kılar veyâhud bütün gece uyur zannederl
erdi {Tecrid Ter,, IV, 120-121).
Hadîsin son fıkrası, Peygamber'in yaratılışça da, huyca da en mükemmel sıfatlar üzere olduğunu, bunun da kemâlin tamâmı ve cemâlin bütünü olduğunu ifâde etmektedi
r (Kastatlânî).

53- KONUĞUN (KENDİSİNİ KONUKLAYI
P AĞIRLAYAN KİMSENİN TUTMAKTA OLDUĞU NAFİLE) ORUCUNDAKİ HAKKI BABI 172

82-.......Abdullah ibnu Amr ibni'1-Âs (R) tahdîs edip, Rasû-
hıllah yanıma girdi, dedikten sonra, bundan sonraki bâbda gelecek olan, yânî içinde Rasûlullah'ın:
İnne H-zevrike aleyhe hokkan
Ve itine li-zevcike aîeyke hakkan
(= Muhakkak senin üzerinde konukların için bir hakk vardır ve yine muhakkak senin üzerinde eşin için bir hakk vardır) sözleri bulunan hadîsini zikretti1
73.
Abdullah dedi ki: Rasûlullah en nihayet bana Dâvûd orucu tutmayı tavsiye edince, ben:
—  Dâvûd Peygamber'in orucu ne kadardır? diye sordum. Rasûlullah:
—  "Senenin yarısıdır" buyurdu.

54- NAFİLE ORUÇ TUTMAKTA BEDENİN {SAĞLIĞININ GÖZETİLMESİ, MERHAMET VE ŞEFKAT EDİLMESİ) HAKKI BABI

172  Yânî konuğun, kendisini konuklayıp ağırlayan kişinin tutmakta bulunduğu nâ-file oruçtaki hakkı. Bununla nafile oruç tutmakta olan ev sahibinin, konuğu sebebiyle orucunu bırakması kasdedümektedir.

173  Buhârî hadîsin tamâmını değil de sâdece buradaki başlığa delîl olacak kısmını

83-...JL. Abdullah ibnu Amr ibni'1-As (R) tahdîs edip şöyle demiştir:       İ' '
Rasûlullah (S) bana;
—  "Yâ Abdellah! Senin gündüzleyin oruç tutar ve geceleyin de namaz kılar olduğun bana haber verilmedi mi?" buyurdu.
Ben de:
—  Evet, yâ Rasûlallah, öyledir, dedim. Rasûlullah:
—  "Öyle yapma! Bâzı günler oruç tut, bâzı günler oruç tutma. Gecenin bir kısmında namaz kıl, bir kısmında yat uyu.
Fe itme li-cesedike aleyhe hokkan
Ve inne li-aynike aleyke hakkan
Ve inne li-zeycike aleyke hakkan
Ve inne li-zevrike aleyke hakkan
{= Çünkü muhakkak senin üzerinde şu bedenin için bir hakk vardır, Ve muhakkak senin üzerinde gözlerin için bir hakk vardır, Ve muhakkak senin üzerinde eşin için bir hakk vardır, Ve muhakkak senin üzerinde ziyaretçilerin için de bir hakk vardır.) Ve muhakkak (bütün bu hakları edâ etmekle beraber) her ay üç gün oruç tutman sana kâfidir. Çünkü sana herbir haseneye mukaabil on misli sevâb muhakkak olduğuna göre, her ayın üç gün orucu, bütün sene orucu demektir" buyurdu.
Ben nefsim üzerinde ibâdette şiddet yaptıkça bana şiddetlendirildi. Ben:
— Yâ Rasûlallah! Ben bundan ziyâde ibâdet yapmak için kendimde kuvvet buluyorum! dedim.
kısaltılmış olarak getirmiştir. Konuğun ev sahibinin orucundak
i hakkı, ev sahibinin konuğunu râm ve enîs eylemek ve genişlik yapmak için nafile orucunu bozmasıdır. Eşin eşi üzerindeki haklarından biri de cinsî münâsebet ihtiyâcının yerine getirilme sidir. Arka arkaya nafile oruç tutan ve geceleri çok nafile namaz kılan eş ise böylece zayıf düşeceğinden, eşinin bu ihtiyâcını yerine getiremi-yecektir.
Rasûlullah:                                               -,
—  "Öyleyse Allah'ın Peygamber
i Dâvûd aleyhi's-selâmın orucu gibi oruç tut, ondan fazla tutma!" buyurdu.
Ben:
— Allah'ın Peygamber
i Dâvûd aleyhi's-selâmın orucu ne kadardır? dedim.
—  "Senenin yarısıdır" buyurdu.
Abdullah yaşlanıp da nefsinde eskisi gibi ibâdete kuvvet kalmayınca "Ah, keski ben Peygamber'in bahşettiği ruhsat ve kolaylığı kabul etmiş olaydım" der dururdu 174.

55- DEHR (YÂNI BÜTÜN SENE) ORUCU BABI175


174  Hadîsin başlığa delîUiği ''Muhakkak senin üzerinde bedenin için bir hakk vardır.,. " sözündedir.
Nafile ibâdet yapan kişi, bedenini zayıf düşürüp de diğer farzları yapmaktan âciz kılmamak için bedenini hoş ve sıhhatli tutması, kendi boynunda sabit bir borç ve hakktır.

175  Yânı bütün sene oruç tutmak caiz olur mu, olmaz mı? Bu hususta deliller tearuz ettiği, bir de men'in
Abdullah'a mahsûs olması.ihtimâlinden dolayı Buhârî hükmü beyân etmemiştir.


84-....... Abdullah ibn Amr (R) şöyle demiştir:
Vallâhî ben yaşadığım müddetçe muhakkak gündüzleyin oruç tutacağım, geceleyin de muhakkak ibâdetle kaaim olacağım demekte olduğum haberi Rasûlullah'a ulaştırılmış. Rasûlullah bana bunu söyleyip söylemediğimi sordu. Ben de kendisine:
— Babam, anam sana feda olsun, ben bu sözleri söylemiş, böyle adamışımdır, dedim.
Bunun üzerine Rasûlullah:
—  "Ama sen bu ağır ibâdeti yerine getirmeye muktedir olamazsın. Onun için sen bazen oruç tut, bazen tutma; bazen ibâdete kalk, bazen uyu. Sen (her) aydan üç gün oruç tut. Çünkü her hasene on misli ile mükâfatlanır. Bu da (fazilet ve ecir kazanma bakımından) bütün sene orucu gibidir" buyurdu I76.
—  Ben bundan daha fazlasına kuvvet yetiririm, dedim. Rasûlullah:
—  "Öyleyse bir gün oruç tut, iki gün oruç tutma" buyurdu.
—  Ben bundan daha fazlasına kuvvet yetiririm, dedim.
—  "Öyleyse bir gün oruç tut, bir gün tutma. İşte bu, Dâvûd Pey-ğfcmber'in orucudur. Bu, orucun en fazîletlisidir" buyurdu.
—  Ben bundan daha fazlasına kuvvet yetiririm, dedim. Bunun üzerine Peygamber (S):                                          .fj
—  "Bundan daha fazîletli oruç yoktur" buyurdu 177. 
177  Yânî Dâvûd Peygamber'in orucundan daha fazîletli oruç yoktur. Peygamber'-in bu son sözü, başlıkta açıklanmayan hükmü açıklamış oluyor.

56- NAFİLE ORUÇ HUSUSUNDA EHLİN (YÂNÎ ÇOCUKLARIN, VE DİĞER YAKINLARI
N) HAKKI BÂRI

Bu ehlin haklarını tesbît eden hadîsi
, Ebû Cuheyfe, Peygamber(S)'den rivayet etmiştir178, t
176  Hadîsin başlığa delîl yeri "Bu da bütün sene orucu gibidir" fıkrasıdır.
178  Bundan beş bâh önce geçen 50. bâbdaki Selmân- ile Ebu'd-Derdâ kıssası hadîsi ki, Peygamber, Selmân'm sözlerini takrir etmiş idi.
Nafile ibâdette ehlin hakkı, onlara rıfkla muamele etmek ve kendileri
ne in-fâk eylemekti r. Devamlı ibâdetle meşgul olununca bu vazifeler yerine getirilem ez.

85-....... İbn Cureyc şöyle demiştir: Ben Atâ'dan işittim; ona
da Mekkeli meşhur şâir Ebu'l-Abbâs es-Sâib haber vermiştir ki, kendisi Abdullah ibn Amr(R)'dan işitmiştir. Abdullah şöyle diyordu: Pey-gamber'e benim arka arkaya oruç tutar ve geceleyin namaz kılar olduğum haberi ulaşmış. Bundan Ötürü ya bana haberci yolladı, yâ-hud da ben kendisine kavuşunca bana:
—  "Senin ara vermeden oruç tutar olduğun ve uyumayara
k namaz kılar olduğun bana haber verilmedi mi? Oruç tut, iftar et, namaz kıl ve uyu! Çünkü senin üzerinde iki gözün için bir pay vardır. Ve çünkü senin üzerinde nefsin ve ehlin için de birer pay vardır"
buyurdu.
Abdullah:
—  Ben bu ibâdet için elbette kuvvetliy
imdir, dedi.
Rasûlullah:
—  "Öyleyse sen Dâvûd aleyhi's-selâm orucu tut" buyurdu.
—  Dâvûd Peygamber'in orucu nasıldır? dedi.
Rasûlullah:
—  "Dâvûd bir gün oruç tutar, bir gün tutmaz idi. Ve o düşmanla karşılaştığı zaman kaçmazdı" buyurdu.
Abdullah:
— Ey Allah'ın Peygamber
i! Bu düşmandan kaçmamak hasletini bana kim te'mîn eder? dedi.
(Peygamber: "O bir ilâhî ihsandır" buyurdu.) Râvî Atâ ibn Ebî Rebâh şöyle dedi: Ben bu kıssada ebed orucunu nasıl zikrettiğini bilmiyoru
m, ancak ben râvîninşöyle dediğini ezberimde tutuyorum: Peygamber (S) iki kerre:
—  "Dâima oruç tutan kimse, oruç tutmamıştır" buyurdu 179.

179 Peygamber'in iki defa tekrarladığı bu sakındırma, ibâdette şiddete gidilmesi
nin men'ine delâleti i'tibâriyle çok mühimdir.
Nafile ibâdetlerde şiddete gidilmesi, bedene zayıflık, meşakkat ve meşguliyet meydana getireceğinden nefse, aileye, hısımlara ve derece derece bütün vatandaşlara karşı yerine getirilme
si gerekli hakklar ve vazifeler i aksatacak ve bunları engelleye cektir.
57- BİR GÜN ORUÇ TUTMAK VŞ BİR GÜN İFTAR ETMEK BABI

86-.......Abdullah ibn Amr(R)'dan: Peygamber (S):
|— "Aydan üç gün oruç tut!" buyurdu. Abdullah:
— Ben bundan çoğuna takat getiririm, dedi ve devamla daha ço-una takat getireceğini söyledi.
Nihayet, Peygamber:
—  "Bir gün oruç tut, bir gün oruçsuz ol" dedi ve "Kur'ân 'ı da her bir ay içinde okuyup hatm eyle!" buyurdu.
Abdullah:
— Ben daha çoğuna da takat getiririm, dedi ve böyle demekten ayrılmadı.
Nihayet, Peygamber:
—  "Kur'ân'ı üç gece içinde oku!" buyurdu 18°.

58- DÂVÛD ALEYHİ'S-SELÂMIN ORUCU BABI m

180 Hadîsin bâb başlığına delîlliği bellidir. Buhârî bu hadîsi daha uzun bir metin ile FadâiluM-Kur'ân Kitâbı'nda da getirmiştir.

181 Geçen babın ardından bunu getirmesi birinci ile bir gün oruç, bir gün iftarın efdaliyye
tine tenbîh; bu ikinci ilede Dâvûd Peygamber'in bu fiiline uymayı İşaret içindir.
87-.......Bize Habîb ibnu Ebî Sabit tahdîs edip şöyle dedi: Ben
Ebu'l-Abbâs el-Mekkî'den işittim; o bir şâir idi ve hadîsi hususunda ittihâm edilmezdi
. Dedi ki: Ben Abdullah ibn Amr ibni'l-Âs(R)'tan işittim: Dedi Peygamber (S) bana hitaben:
—  "Muhakkak ki sen her gün oruç tutuyor ve bütün gece ibâdetle kaaim oluyorsun" buyurdu.
Ben:
— Evet öyle yapıyorum, dedim.
Peygamber:
—  "Sen böyle yaptığın zaman muhakkak bundan dolayı göz zayıflayıp göz çukuru içine çökecek, nefis de çok yorulacak
tır. Her gün oruç tutan, oruç tutmamıştır. Her aydan "üç gün oruç tutmak, senenin tamâmını oruç tutmaktır" buyurdu.
Ben:'
—  Ben bundan daha çoğuna takat getiririm, dedim.
Peygamber:
—  "Öyle ise Dâvûd aleyhi's-selâmm orucu gibi oruç tut. O bir gün oruç tutar, bir gün oruç tutmaz idi ve düşmanla kavuştuğu zaman da kaçmaz idi" buyurdu.

88-.......Ebû Kılâbe şöyle dedi: Bana Ebu'l-Melîh haber verip
şöyle dedi: Ben baban ile beraber Abdullah ibn Amr'ın yanına girdim. Abdullah bize şöyle tahdîs etti: Benim oruç tutuşum Rasûlul-lah'a zikrolunm
uş. Rasûlullah bunu duyunca benim yanıma girdi. Ben hemen kendisi için lîf dolu deriden bir yastık koydum. Rasûlullah yer üzerine oturdu. O yastık benimle O'nun arasında kaldı. Akabinde bana:
—  "Sana her aydan üç gün oruç tutmak yetmiyor mu?"'buyurdu. Ben:
—  (Yetmez) yâ Rasûlallah! dedim. Rasûlullah:
—  "(Her aydan) beş gün tut" buyurdu. Ben:
—  (Her aydan beş gün de yetmez) yâ Rasûlallah! dedim.
—  "(Her aydan) yedi gün tut!" buyurdu. Ben:
— (Her aydan yedi gün oruç bana yetmez) yâ Rasûlallah! dedim.
—  "(Her aydan) dokuz gün tut" buyurdu. Ben:
—  Yâ Rasûlallah (bu da yetmez)! dedim.
—  "(Her aydan) onbir gün oruç tut" buyurdu. Sonra Peygamber (S):
—  "Dâvûd Peygamber'in orucunun üstünde oruç yoktur. O, senenin yarısını oruç tutmaktır. Bir gün oruç tut, bir gün iftar et" buyurdu !82.

59- HER AYIN ONÜÇ, ONDÖRT, ONREŞÎNCİ GÜNLERİ OLAN "EYYÂMU'L-BÎD"DE ORUÇ TUTMAK BABI 183

182  Her iki hadîsin başlığa delîlliği meydandadır.

183  Eyyâmu'l-Bîd, bâ'nın kesriyle "Eyyâmu'1-Leyâlî'l-Bîd" takdirind
edir ki, parlak olan gecelerin günleri demektir. Her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günleridir. Bir kavle göre oniki, onüç ve ondördüncü günlerinden ibarettir . Hulâsa bu kelâm, bu takdîr üzere olduğundan izâfetsiz "el-Eyyâmu'1-Bîd" demek caiz değildir. Şârihdediki:  Sır = Peygamber (S) bizlere eyyâmu'l-bîdde oruç tutmamızı emrederdi" hadîsi bundandır. Bu günler, onüçüncü, ondördüncü ve onbeşinci, yâhud da onikincid en ondördüncü günlere kadardır. Bütün gece mehtâb olduğu için böyle isimlendi rildiler (Kaamûs Ter,),

59_......
.Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Kalbi dostum (Rasûlullah) bana üç şey vasıyyet etti: Her aydan üç gün oruç tutmak, (her gün) iki rek'at duhâ namazı kılmak, uyumadan önce vitr namazı kılmak m.

60- BİR TOPLULUĞU ZİYARET EDİP DE ONLARIN YANINDA İFTAR ETMEYEN KİMSE BABI I85

90-.......Enes ibn Mâlik(R)'ten (şöyle demiştir):
Peygamber (S) -annem- Ümmü Süleym'in yanına girdi. Annem de O'na hurma ve yağ getirip ikram etti. Peygamber:

184  Buhârî bu hadîsi küçük bir lâfız farkıyle Ebvâbu't-Tatavvu', "Bâbu salâti'd-duhâ fî'I-hadar.." bölümünde de rivayet etmişti. Üç gün oruç tutmaktan zahiren anlaşılan, her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günleri olan eyyâmu'l-bîd'dir. Maamâfîh ayın arka arkaya üç günü olmak da muhtemild
ir.
Her ayın üç günü oruca ayrılması, h'er hasene ve her hayrın on misli sevâb ile karşılanacağı va'd edildiğinden (el-En'âm: 160) bu hesâbca her ayın oruçlu geçirilmiş gibi olması gayesine dayandırılmıştır.

185  Yânî kendisi nafile orucu tutmakta iken bir topluluğu ziyaret edip de onların yanında iftar etmeyen kimse. Bu, on bâb önceki "Kardeşine, tutmakta olduğu nafile orucu bozdurmay
a yemîn eden kimse" babına karşılık olan bir bâbdır (Aynî).
—  "Yağınızı tulumuna, hurmanızı da kendi kabı içine geri koyunuz. Çünkü ben oruçluyum" buyurdu.
Sonra evin kenarlarından bir tarafına doğru kalktı, durup farz olmayarak (iki rek'at nafile) namaz kıldı. (Peygamber ile biz de kıldık.) Peygamber Ümmü Süleym'e ve evinin halkına dua etti. Ümmü Süleym:
— Yâ Rasûlallah! Benim bir hâssacığım var (ona da duâ ediver), dedi.
Rasûlullah:
—  "Hâssacık nedir?" diye sordu. Ümmü Süleym:
—  Hizmetçin Enes'tir, dedi.
Enes dedi ki: Bunun üzerine Rasûlullah âhiretin ve dünyânın hiçbir hayrını bırakmayarak bana duâ etti:
"Allâhumme'nukhu mâlen ve veleden ve bârik lehu (= Yâ Allah! Enes'i çok mal ve çok evlâd ile rızıklandır ve kendisi için bu rızkı bereketli kıl)" dedi. İşte bu duâ bereketli
yle ben malca Ensâr'ın en zenginler indenim.
H yine Enes şöyle dedi: Kızım Umeyye bana söyledi ki Haccâc'-m Basra'ya geldiği (hicri 75 târihine) kadar sulbî evlâdımdan yüzyir-mi bu kadar kişi gömülmüştür 186.

91- Bize İbnu Ebî Meryem tahdîs edip şöyle dedi: Bize Yahya (ibn Eyyûb el-Gâfıkî el-Mısrî) haber verip şöyle dedi: Bana Humeyd et-Tavî! tahdîs etti ki, kendisi Enes'ten; o da Peygamber(S)'den işit-miştir 187.

186  Hadîs metnindek
i Huveysa lâfzı Hâssa isminin küçültmesidir. "Senin hizmetine tahsis olunan küçük" demektir. Bâzı rivayetle rde Uneys gelmiştir ki, bu da Enescik demektir. Ahmed ibn Hanbel de "Huveydimüke( = Senin küçük hizmetçin)" şeklinde rivayet etmiştir.
Enes ibn Mâlik'in hâl tercemesi
ne daha önceki bölümlerde İşaret edilmişti. Enes Basra'da ikaamet etmiş ve orada

93 hicrî yılında yüz yaşını aşkın olarak vefat etmiştir. Haccâc'm Basra'ya gelişinde seksen küsur yaşında bulunduğu bildirili
yor. Tezkirâtu't-Huffâz'da en son vefat eden sahâbîdir deniyor.
Enes'İn bu hâli ve hadîste bildirdiği zürriyetçokluğu, Peygamber'in kendisi hakkındaki duasının kabul olunduğunun en güzel misâlidir.

187  Bu tarîkin zikredilm
esinin fâidesi, Humeyd'in bu hadîsi Enes'ten işitmesini beyândır. Çünkü Humeyd'in bazen Enes üzerine tedlîs eder olduğu meşhur olmuş-

61- AYIN SONUNDA ORUÇ TUTMAK BABI

92-.......İmrân ibnu Husayn(R)'dan: Peygamber (S) İmrân'a
sordu, yâhud da başka bir kimseye sordu da İmrân işitiyordu. Peygamber:
—  "Yâ Ebâ Fulânin! Bu ayın son günlerinde oruç tuttun mu?"
diye sordu.
-Hadîsin râvîlerinden Ebu'n-Nu'mân: Ramazânı kasdediyo
r dediğini sanıyorum demiştir.-
O adam:
—  Hayır, yâ Rasûlallah! diye cevâb verdi. Rasûlullah:
— "(Ramazândan çıkıp) iftar ettiğinde iki gün oruç tut'* buyurdu. Hadîsin sonuncu râvîsi olan es-Salt ibn Muhammed: "O ramazânı kasdediyo
r zannediyo rum" fıkrasını söylemedi.
Ebu Abdillah el-Buhârî dedi ki: Sabit, Mutarnf tan; o da İmrân ibn Husayn'dan; o da Peygamber'den olan rivayetin
de "Min sereri şa'bâne = Şa'bânın sonundan" (bedel) dedi m.
tur. Zâİde de Humeyd, halîfeler işinden birşeye girişinden ötürü Humeyd'in hadîsini atmıştı. Hâlbuki Buhâri Humeyd'in nakdîn hadîslerini, içlerinde işitme tasrîhi bulunan tarîklerle tahrîce ehemmiyet vermiştir... (Kastallânî).
188 Hadîs metnindek
i "Serer" lâfzı, ayın son yirmiseki z, yirmidoku z ve otuzuncu günleridir. Bu günlerde ay gizlendiği, açık görülmediği için, bu günlere "es-Serer" ismi verilmiştir.
Bu hadîs, yukarıda Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği "Sakın ramazânı bir gün, iki gün evvel oruç tutarak karşılamayın " hadîsine zahiren zıdd görülürse de zıdlık yoktur. Muhtemil ki bu adam şa'bâmn sererinde
n evvel de oruçlu idi. Yâhud.

62- CUMUA GÜNÜ ORUCU BABI
İnsan sırf cumua günü oruçlu olarak sabaha girdiği zaman orucunu bozması lâzım gelir i89.

93-....... Muhamtned ibn Abbâd şöyle demiştir: Ben Câbir'e:
Peygamber (S) cumua günü orucundan nehyetti mi? diye sordum. Câ-bir: Evet nehyetti, dedi.
Ebû Âsım'dan başka râvîler "Yalnız cumua günü oruç tutmaktan" fıkrasını ziyâde ettiler.

94-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'den
işittim: "Sizden herhangi biriniz cumuadan bir gün evvel yâhud bir gün sonra da oruç tutmadıkça sakın yalnız cumua günü oruç tutmasın!" buyuruyor
du.
bu bir adak orucu idi. Ebû Hureyre hadîsinin son fıkrasında ise ramazân orucunu şa'bândanbu nevi' oruçlar tutarak karşılamakta bir mahzur olmadığı görülmüştü.

189 İbn Hacer: Bu ziyâde Firabrî'den yâhud da onun berisinde
ki râvîlerden olmuşa benziyor. Çünkü bu Buhârî'nin en-Nesefî rivayetin de vâki' olmadı., demiş.ise de, Aynî, bunun Nesefî rivayetin de gelmemesi, bunun Buhârî'nin gayrısından olmasını gerektirm ez, diye i'tirâz etmiştir (Kastallânî).
Bu ifâdelere göre bu ziyâde, hadîslerin birinden alınmış bir hüküm olarak bizzat Buhârî'nin de olabilece
ktir.
95-.......Ebü Eyyûb el-Ensârî'den; o da Peygamber'in zevcesi
Cuveyriye bintu'l-Hâris el-Musta'lıkıyye(R)'den:
Bir cumua günü Cuveyriye orüçlu.iken Peygamber (S) onun yanına girdi de:
—  "Dünkü gün oruç tuttun mu?" diye sordu. Cuveyriye:
—  Hayır tutmadım, dedi. Rasûlullah:
—  "Yarın oruç tutmak istiyor musun?" dedi. Cuveyriye:
—  Hayır, tutmayacağım, deyince Rasûlullah:
—  "Öyleyse orucunu boz" buyurmuştur 190.
Râvî Hammâd ibnu'1-Ca'd, Katâde'den işittiğini söyledi. Katâ-de şöyle demiştir: Bana Ebû Eyyûb tahdîs etti ki, kendisine de Cuveyriye; Peygamber ona emretmiş, o da orucunu bozmuş olduğunu tahdîs etmiştir 19İ.

63- BÂB: İNSAN HERHANGİ BÎR İBÂDETİ GÜNLERDEN BİRİNE AYIRIP TAHSİS EDER Mİ?

190  Müctehidler bu hadîslerden üç türlü hükme varmışlardır:

a. Cumua günü orucunun mutlak surette kerâhatidir. Nahaî, Şa'bî, Zuhrî, Mücâhid, Âlî, Ahmed, Ishâk...

b.  Kerâhatsiz olarak mutlak surette mübâh olduğudur. İbn Abbâs, Muham-med ibn Munkedir, İmâm Mâlik, Ebû Hanîfe...

c. Yalnız cumua günü oruç tutmanın kerâhatidir. Cumuadan bir gün evvel veyâhud bir gün sonra tutarsa mekruh değildir. Ebû Hureyre, İbn Şîrîn, Tâvûs, Şafiî...

d.  Harâmhğıdır. Bu da nehy hususunda gelen nasslafın zahirine dayanan îbn Hazm'ın görüşüdür.

191  Bu Hammâd ibnu'1-Ca'd zaîftir. Ebû Hatim: "Hadîsinde be's yoktur" demiştir. Bu zâtın Buhârî'de buradan başka yerde hadîsi yoktur. Bağavî bu hadîsi "Hudbetu'bnu Hâlid'in hadîsinin cem'inde" mevsûlen rivayet etmiştir. Buhârî bununla burada bir hadîsiyle mutâbaa olarak istişhâd etmiştir (Aynî ve Kastallânî}.
96-....... Alkame şöyle demiştir: Ben Âişe(R)'ye:
— Rasûlullah (S) günlerden bâzılarını herhangi birşeye tahsis eder miydi? diye sordum.
Âişe:
— Hayır, tahsis etmezdi. Onun ameli ve ibâdeti (bahar yağmuru gibi) aralıksız ve devamlı idi. Rasûlallah'm edasına takat getirdiği hayır ve ibâdete hanginiz takat yetiştirir ki? diye cevâb verdi192.

64- AREFE GÜNÜ ORUCU BABI

97-.......Ümmü'1-Fadl bintu'l-Hâris(R)'ten (şöyle demiştir): Bir
takım insanlar Arafat'ta arefe günü Ümmü'l-FadFin yanında Pey-gamber(S)'in oruçlu olup olmadığı hususunda şübhe ve ihtilâf ettiler. Bâzısı Peygamber oruçludur dedi, bâzısı da oruçlu değildir dediler. Bunun üzerine Ümmü'1-Fadl, Peygamber'e bir kadeh süt yolladı. Peygamber de devesi üzerinde vakfe yapmakta iken o sütü içti 193.

192  Başlığa uygunluğu, başlıktaki suâlin cevâbının hadîs içinde bulunması cihetiy-ledir. O da Peygamber'in günlerden herhangi birini bir ibâdete tahsis etmediğidir. Hadîsin bu başlıkla getirilme
si tahsisi terketmey e delâlet eder (Aynî).

193  Ümmü'1-Fadl1 m ismi Lubâbe'dir. Abn Abbâs'm anasıdır. el-Fadl büyük oğlu olduğu için Ümmü'1-Fadl diye künyelenmiştir.
Peygamber'in Arafat'ta oruçlu olup olmadığı sahâbîler arasında araştırma

98-.......  Mü'minlerin annesi Meymûne bintu'l-Hâris el-Hilâliyye(R)'den:
Arefe günü Arafat'ta insanlar Peygamber'in orucu hususunda şübheye düştüler. Peygamber vakfe yerinde vakfe yaparken Meymûne O'na bir kab süt yolladı da insanlar bakıp dururlark
en Peygamber o sütü içtiI94.

65- RAMAZÂN BAYRAMI GÜNÜNDE ORUÇ (TUTMANIN HÜKMÜ) BABI

99-.......İbnu Ezher oğlunun himayesin
de bulunan Ebû Ubeyd
şöyle dedi; Ben Umer ibnu'l-Hattâb'ın beraberin
de bayram(namâ-zın)da hâzır bulundum. Umer hutbede: İşte bu iki bayram günleri; Rasûlullah (S) bu bayram günlerinde oruç tutmaktan nehyetti: Biri oruçtan çıktığınız ramazân bayramınızın günü oruç tutmanızdan nehyetti, diğer gün ise; onda kurbânlarınızdan yersiniz 195.
konusu edilmiş. Bunu İşiten Ümmü'1-Fadl bir kadeh süt göndermiş. Hutbeden sonra Peygamber vakfe hâlinde bunu içmekle, orçlu olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeble hacılar için Arafat'ta oruçlu bulunmama
k müstehâb sayılmıştır.

194  Bu hadîste süt gönderenin Meymûne;birirîci hadîste ise kızkardeşi Ümmü'1-Fadl olduğu bilinmiştir. Buna göre hâdisenin iki kerre olmasına yâhud her iki kadın beraberce süt gönderdiler de hâdise onlardan herbirine nisbet edilmiş olmasına hamledili
r. Hâlin açıklığa kavuşması için Meymûne'nin, Ummü'l-Fadl'ın isteği üzerine süt göndermiş olması ve aksi de (yânî Ümmli'l-Fadl'ın, Meymûne'nin İsteği ile süt göndermiş olması da) olabilir
(Kastallânî).

195  Hadîs, başlıktaki mübhemliği açıklar olduğu cihetten hüccetliğe uygun düşmüş-

100-...7... Ebû Saîd (R) şöyle dedi: Peygamber (S) iftar bayra-nı günü ile kurbân bayramı günü oruç tutmaktan; elleri, ayakları sım-ıkı bağlayacak ve harekette
n alıkoyacak biçimde elbiseye bürünmek-en; insanın bir tek bez içinde üyeleri üzerine oturup bacaklarını dikip, ) hey'et üzere sarınmaktan ve bir de sabah ve ikindi namazlarından tonra namaz kılmaktan nehyetti1 96".

66- KURBÂN BAYRAMINI
N BİRİNCİ GÜNÜNDE ORUÇ ( HÜKMÜ) BABI

101-.......Ebû Hureyre (R): İki oruçtan ve iki ahş-verişten neh-
yolundu: Oruçtan çıkma ve kurbân kesme günleri orucundan, mulâ-bese ve munâbeze (el değdirme ve birbiri üzerine atma) suretiyle pazarlık ve alış-verişten, demiştir-197.
tür. O açıklama da, ramazân bayramı gününde oruç tutmanın sahîh olmayacağıdır (Aynî).
Ramazân bayramının ilk günü İle teşrik günleri dediğimiz kurbân bayramının dört gününde oruç tutmak Hz. Umer'in bu hadîsinin serinliğinden dolayı nehyedilm
iştir; haramdır.

196  Bu hadîs Kitâbu's-Salât'ın evvelleri
nde "Avretten örteceği mikdâr babı" ile diğer birkaç yerde daha geçmiş ve gerekli açıklamalar oralarda verilmiş idi.

197  Hadîs başlıktaki mübhemliği beyân eder olması yönünden başlığa hüccetliği uygun düşmüştür.

102-.......Ziyâd ibn Cubeyr şöyle dedi: Bir adam İbn Umer'e
geldi de bir zâtın bir gün oruç tutmayı adadığını söyledi ve zannediyo
rum ki o pazartesi gününü söyledi. Ve bu adanan pazartesi günü de bir bayram gününe tesadüf etti, dedi. Bunun üzerine İbn Umer (R): Allah adağın yerine getirilme sini emretti; Peygamber (S) de bu bayram gününde oruç tutmaktan nehyetti, dedi198.

103-.......Bize Haccâc ibnu Minhâl tahdîs edip şöyle dedi: Bize
Şu'be tahdîs edip şöyle dedi: Bize Abdulmeli
k ibn Umeyr tahdîs edip şöyle dedi: Ben Kazaa ibn Yahya'dan işittim. Bu Kazaa şöyle dedi: Ben Ebû Saîd el-Hudrî'den işittim. O, Peygamber'in beraberin de oniki gazveye iştirak etmiş idi. Ebû Saîd: Ben Peygamber'den dört şey işittim, dedi ki, bu dört şey beni hayrete düşürüp sevindirm iştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Beraberin de eşi veya mahrem sahibi bulunmadıkça bir kadın iki günlük mesafeye yolculuk etmez. Ramazân bayramının ilk günü ile kurbân bayramının dört gününden ibaret olan ramazân ve kurbân bayramı günlerinde oruç tutulmaz. Sabah namazından sonra güneş doğup yükselinceye kadar; ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılınmaz. Namaz kılmak için şu üç mescidden başka hiçbir mescide semerler bağlanmaz, yânı sefer edilmez: Mescidu'l-Harâm, Mescidu'l-Aksâ ve benim şu mescidim"

198 Peygamber (S) şu günde oruç tutmaktan nehyetti sözü, başlıktaki mübhemliği açıkladığı için, başlığa hüccetliğe uygun düşmüştür.

İbn Umer "Nezirleri
ni îfâ etsinler'\eİ~Hacc:29) âyetiyle Peygamber'in bay-.    ram günü oruç tutmayı nehyetmesİnin karşılaşmış olduğunu belirtmiş oluyor. Zerkeşî: İbn Umer kendi nazarında deliller karşılaştığı için kesin bir fetva yîK vermekte duraklamıştır, dedi.
el-Bedru'd-Demâmînî de onu şu görüşle çürütmeye çalıştı: İş Zerkeşî'nin zannettiği gibi değildir. Bil'akis İbn Umer, iki hükümden birinin, yâni nezirleri ,-ıij; îfâ emrinin âmm, diğerinin, yânı bayram günü oruçtan men' ise hâss olduğunu &hi tenbîh etmiştir. Sanki o sorucuya âmm'a karşı hâss ile hükmü yerine getireceğini anlatmıştır,.. Maamâfîh bu görüşe de İ'tirâz edilmiştir... (Kastallânî).
m.
67- TEŞRÎK GÜNLERİNDE ORUÇ TUTMA(NIN HÜKMÜ) BABI 20°

199  Bu hadîsin de başlığa hüccetliği meydandadır. Bu hadîs Kitâbu's-Salât'ın sonlarında, "Kudüs Mescidi bâbı"nda da geçmişti.

200  Teşrik günleri, İbn Umer ile âlimlerin çoğuna göre nahr gününden sonraki üç gündür. İbn Abbâs'tan ve Atâ'dan ise bunların nahr günü ile ondan sonraki üç gün olmak üzere dört gün olduğu rivayet edildi. Atâ bu dört günü teşrik.günleri diye isimledi. Birinci görüş daha zahirdir. Peygamber (S); "Mînâ günleri üçtür. Kim iki günde (Minâ'dan dönmek için) acele ederse üstüne günâh yoktur. Kim de geri kalırsa ona da günâh yoktur "(e\-Bakara:203) buyurmuştur (Sünen sâhib-leri). Bu hadîs Minâ günlerinin teşrik günleri olduğunda sarihtir. Teşrik günlerinin en faziletli
si birincile ridir ki, o da Yevmu'l-Karr'dır. Çünkü Minâ ahâlîsi bu günde kararlı, yânî sabit ve sakin olmak isterler. Bu günde Nefr yânî Minâ'dan dağılmak caiz olmaz. Bunlar "Sayılmış günler" ve Minâ günleridir. Teşrik günleri diye isimlendi rilmişlerdir. Çünkü kurbân etleri bu günlerde güneşe serilir (Kastallânî).
Teşrik günleri, nahr gününden sonraki günlerdir. Bunların iki yâhud üç olduğunda İhtilâf edilmiştir. Bunların teşrik günleri diye isimlendi
rilmesi, bunlarda kurbân etlerinin güneşte serilmesi nden, yâhud kurbânın güneşin parlamasına kadar kesilmiye ceğinden, yâhud bayram namazının güneş parladığı sırada vâki' olmasındandır, denildi. Bir de teşrik, herbır namaz ardındaki tekbîrdir, denildi.. . (İbn Hacer).
Teşrik günlerinde oruç hakkında başlıca üç görüş vardır:

a.  Hedy sevkedeme
yen mutemetti 1 olsun, başkası olsun; teşrik günlerinde oruç tutmak mutlak surette caiz değildir.

b.  Mutlak surette caizdir.

c. Kurbânı olmayan mutemetti' hacı için bu günlerde oruç tutması caizdir. Buhâri'ye göre bu üçüncü göFüş üstün olduğu içindir ki bu başlığın altında
Âişe ile İbn Umer'in hadîslerini getirmiştir.

104-.......Ebû Âbdillah el-Buhârî şöyle dedi: Ve bana Muham-
med ibnu'l-Müsennâ şöyle dedi: Bize Yahya (ibn Saîd el-Kattân), Hi-şâm'dan tahdîs etti. O şöyle demiştir: Bana babam Urvetu'bnu'z-* Zubeyr haber verip şöyle dedi: Âişe (R), Minâ günlerinde oruç tutar idi, babası Ebû Bekr de bu Minâ günleri oruç tutardı201.

105-....... Muhammed ibn Müslim ibn Şihâb ez-Zuhrî, Urve
ibnu'z-Zubeyr'den; o da Âişe'den; ve yine ez-Zuhrî, Sâlim'den; o da babası Ibnu Umer'den rivayet etti ki, Âişe ve İbnu Umer (R) her ikisi de: Ka'be'ye hediye edecek kurbân bulamayan hacılardan başkaları için teşrik günlerinde oruç tutmağa ruhsat verilmedi, demişlerdir 2O2.

106- Bize Abdullah ibn Yûsuf tahdîs edip şöyle dedi: Bize İmâm Mâlik, İbn Şihâb'dan; o da Abdullah ibn Umer'in oğlu Sâlim'den; o da babası İbn Umer'den haber verdi. İbn Umer (R) şöyle demiştir: Üç gündeki oruç hacca kadar umre ile temettü' edip de arefe gününe

201  Âişe ve babasının bu fiilleri, başlıktaki mübhemliği açıkladığı için, delîllİğe uygun düşmüştür.

202 Âişe ile ibn Umer'in bu hadîsleri, başlıktaki mutlaklığı kayıdlamak suretiyle açıkladıklarından dolayı delîlliğe uygun düşmüşlerdir. Başlığın mutlak olması, teşrik günlerinde oruç tutmak hususunda
ki ihtilâf sebebiyle idi. Buhârî bu ıtlâkin tazammun etmekte olduğu ihtilâfı Âişe haberi ile ve yine Âişe ve İbn Umer haberi ile açıklamış oldu ki, o da teşrik günlerinde orucun cevazı mutlak olarak değil de, sâdece kurbân bulamayan mutemetti'e mahsûs olduğudur.
ulaşan kimseler içindir. Eğer böylesi bir kurbân bulamaz ve arefe günü girinceye kadar oruç tutmamış ise, Minâ günlerinde oruç tutar203.
İmâm Mâlik, İbn Şihâb'dan; o da Urve'den; o da Âişe'den bu İbn Umer hadîsi gibi rivayet etti.
İbrâhîm ibn Sa'd, bu hadîsi İbn Şihâb'dan rivayet etmekte İmâm Mâlik'e mutâbaat etmiştir 204.

68- ÂŞÛRÂ GÜNÜ ORUÇU(NUN HÜKMÜ) BABI 205

107- Bize EbûÂsim,Umer ibnu Muhammed'den; o da Sâlim'-den; o da babası İbn Umer'den tahdîs etti. İbn Umer (R): Peygamber (S): "Âşûrâ günü, insan isterse oruç tutar" buyurdu demiştir206.

108-.......ez-Zuhrî şöyle dedi: Bana Urveibnu'z-Zubeyr haber
verdi ki, Âişe (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) âşûrâ günü orucunun tutulmasını emretmiş idi. Ramazân orucu farz kılınınca isteyen âşûrâ orucunu tuttu, isteyen tutmadı.

203  Başlığa delîlliği "... Minâ günlerinde oruç tutar" sözünden alınır. Çünkü bu kelâm, geçen hadîsin haşiyesinde zikrettiğimiz gibi başlığın mutlaklığım tavzih ediyor.

204  Buradaki rivayet ve mutâbaat, yukanki hadîsi daha da kuvvetlen
dirmekted ir.

205  el-Aşûrâu, el-Aşûrâu, ve'l-Âşûr: Kâfur vezninde muharrem ayının onuncu, bir kavle göre dokuzuncu gününe denir. Biraz sonra zikri gelecek olan el-Işr kelimesin
den alındığı için, bir hesâbca yine onuncu olur. Sâme'l-âşûra denir ki, muharremi n onuncu yâhud dokuzuncu günü oruç tuttu demektir.
el-Işr; ayn'ın kesriyle, deve kısmı su içtiği günün onuncu günü su içmek için suya gelmeye denir, yâhud dokuzuncu günü gelmesine denir ki, deveyi sekiz gün dokuz gece sudan alıkoyup dokuzuncu günü suya getirirle
r. Hâsılı içtiği günden hesâbla yine onuncu olur... (Kaamûs Ter.}.

206 Musannif Buhârî başlıktan sonra evvelâ âşûrâ orucunun vâcib olmadığına delâlet edici haberleri getirmekl
e işe başladı. Sonra da bu orucun tutulmasını rağ-betlendirmeye delâlet edici haberleri getirdi.. . (İbn Hacer).

109-.......Âişe (R) şöyle demiştir: Câhiliyet devrinde Kureyş âşûrâ günü oruç tutar idi. (Hicretten evvel) Rasûlullah da âşûrâ orucu tutardı. Medine'ye geldiği zaman da (mu'tâdı üzere) bu orucu tuttu ve sahâbîlerine de bu orucu tutmalarını emretti. (İkinci sene) ramazân orucu farz kılınınca âşûrâ günü orucunu terketti. Artık isteyen bu orucu tuttu, dileyen de onu terketti.

110-.......Humeyd ibnu Abdirrahmân, Ebû Sufyân'ın.oğlu Mu-
âviye'den işitti ki, Muâviye (R) hacc ettiği (44. hicret) yılında âşûrâ günü Peygamber
in minberi üzerinde yaptığı hutbede şöyle diyordu: Ey Medine ahâlîsi! Âlimleriniz nerede? (Biliniz ki) ben Rasûlullah(S)'tan şöyle buyururke n işittim: "Bu gün âşûrâ günüdür., Âşûrâ günü oruç tutmak sizlere farz kılınmamıştır. Hâlbuki ben oruçluyum. Dileyen oruç tutsun; dileyen de iftar etsin"207.

207 Muâviye'nin bu hutbeyi bu suretle Medîne âlimlerine meydan okurcasına îrâd etmesine kendisini sevkeden sebeb, görünüşe göre âşûrâ orucu hakkında vâcib, haram, mekruh olmak üzere ihtilâf edildiğini işitmiş ve mübâh ve müstehâb olduğunu bildirmek istemişe benziyor (Nevevî).

111-.......İbnu Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Medine'ye geldiğinde Yahûdîler'in âşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü de:
—  "Bu ne orucudur? *\ diye sordu. Yahudiler:
— Bu gün iyi bir gündür. Bu gün Allah'ın İsrâîl oğulları'nı düşmanlarından kurtardığı bir gündür. Mûsâ Peygamber (bu ilâhî lûtfa şükr olarak) bu gün oruç tutmuştur, dediler.
Rasûlullah:
—  "Biz Musa'ya sizden daha ziyâde haklıyızdır" buyurdu da (Mekke'deki gibi) o günü oruç tuttu, ve sahâbîlerine bu orucu tutmalarını emreyledi
208.

İİ2-....... Ebû Mûsâ (el-Eş'ârî-R) şöyle demiştir: Yahudiler bu
âşûrâ gününü bir bayram saymakta idiler. Peygamber (S) sahâbîlerine: "Bu gün sizler de oruç tutunuz!" buyurdu.

113-....... İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber(S)'i başkası üzerine üstün tuttuğu bir günde oruç tutmaya samîmi kasd ve azmeder görmedim; ancak şu âşûrâ günü ve bir de şu ramazân ayı müstesna 209.

208  Buradaki emretme, Şâfiiyye'ce müstehâblığın kuvvet kazanması ma'nâsına ham-ledilmiştir. Peygamber'İn bu günde oruç tutması, sırf onların sözleriyle Yahû-dîler'i tasdik için değildir. Peygamber bu orucu bundan evvel de tutuyor idi. Nitekim bu Âişe hadîsinde açıkça belirtilm
iştir.. (Kastaltânî).

209  Âşûrâ orucu hakkındaki fıkhî hükme gelince, bu orucun vâcib değil, sünnet ol-

114-.......Selemetu'bnu'1-Ekva' (R) şöyle demiştir: Peygamber
(S) Eşlem kabilesin
den (Hind ibnu Esma isminde) bir adama, insanlar içinde şunu i'lân et diye emretti: "Her kim yemek yediyse günün geri kalanında yemekten kendini tutsun! Yememiş olan kimse ise oruç tutsun. Çünkü bu gün âşûrâ günüdür"210.
duğunda âlimlerin İttifakı vardır. Yalnız İslâm'ın başlangıcındaki hükmünde ihtilâf edilmiştir. Bâzıları vâcib İdi, bâzıları sünnet veya müekked sünnet İdi; şu kadar ki ramazân orucu farz kılındıktan sonra müstehâb olmuştur demişlerdir, 210 Bu hadîs, Buhârî'nin sülâsiyâtından, yânî üç râvî vâsıtasıyle Peygamber'e ulaşan hadîslerinden biridir.
Şârih Bedruddîn Aynî, Umdetu'l-Kaarrde bu oruç hakkında rivayet edilen haberleri
n hepsini hayret edilecek bir himmetle toplayıp nakietmiştir. Allah hepsinin sa'ylerini meşkûr eylesin! Âmîn!
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle

 
http://musluman.biz/php

Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler