» Русская версия        » Türkce
Домашняя страницаСвязь с нами

Tevhid

Sira

Hadis

Fıkıh

Bidetler

Fetvalar

Kadin ve tesettur

Mekaleler

Forum

  
http://www.musluman.biz
http://www.hakyoluislam.com
http://kullukrisalesi.com
http://asri-saadet.com
http://islah.de
 http://kitabussunne.blogcu.com
http://www.islamhouse.org/
http://ebumuaz.blogspot.com/
 
 
SAHIHI BUHARI ORUC BABI (2)
4- BÂB: ER-REYYÂN (KAPISI) ORUÇ TUTANLAR İÇİNDİR7  Çünkü sağlam kapı bir daha kilidlene bilir. Kırık kapı ise yerinde duramaz ki kilid vurulabil sin. Kapının kırılması Usmân'ın şehâdetidir. Bu fitne Usmâri'ın şehîd edilmesiy le başlayıp, Muhammed Ümmeti'nin birbirine girmesine sebeb olan büyük fitnedir ki, o günden bugüne kadar sönmemiştir.
8  Başlığa uygunluğu "Namaz kılmak ve oruç tutmak günâhlara keffâret olur" sözündedir. Bu hadîs MevâkîtuVSalât Kitâbı'mn "Namaz keffârettir" babında da geçmişti. İnşâallah Alâmâtu'n-Nübüvve ile el-Fiten kitâblarında da gelecekti
r.
6-.......Sehl(R)'den: Peygamber (S) şöyle buyurdu: "Cennette
er~Reyyân denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde yalnız oruç tutanlar girer; ondan oruç tutanlard
an başka hiç kimse girmez. (Kıyamet gününde:) Oruç tutanlar nerede? denilir. Oruç tutanlar kalkarlar ve o kapıdan girerler. Onlardan başka hiçbir kimse buradan girmez. Onlar girdiği zaman kapı kapatılır, artık bu kapıdan hiçbir kimse girmez"9-
7-.......Ebû Hureyre(R)'den: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: "Her
kim Allah yolunda çift sadaka verirse, cennet kapılarından: Ey Allah'ın kulu! (Buraya gel!) Bu kapı hayırlıdır! diye çağırılır. Çok namaz kılanlardan olan kimse de (cennetin) namaz kapısından çağrılır. Cihâd ehlinden olan kimse de cihâd kapısından çağrılır. Oruç tutanlard
an olan kimse de er-Reyyân kapısından çağırılır. Sadaka sahihleri nden olan kimse de, sadaka kapısından çağırılır."
Bunun üzerine Ebû Bekr:
— Babam, anam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Bu kapılardan çağırılan kimse üzerine bir zarar var mıdır? Bir kişi bu kapıların hepsinden da'vet olunur mu? diye sordu.
9 Hadîsin başlığa dehiliği meydandadır. er-Reyyân, İçip kanmak ma'nâsına olan1 er-Reyy masdarından türemiş, suya kanmış ma'nâsına bir isimdir. Oruç tutanların cennete girmeleri
ne mahsûs olan bir cennet kapısıdır.
Rasûlullah:
"Evet, hepsinden da'vet olunur. Ve ben, senin onlardan ol-nan ümîd ediyorum" buyurdu10
.
5- BÂB: "RAMAZÂN" MI, YÂHUD ''RAMAZÂN AYI" MI DENİLİR?Ve bu ta'bîrlerin hepsini caiz gören kimse. Peygamber (S) de "Kim ramazân orucunu tutarsa..
." ■        ve keza "Ramazânın önüne geçmeyin..." lj                    buyurmuştur1[.
8-...J
Ebû Hureyre(R)'den: Rasûlullah (S): "Ramazân geldi-
ği zamân\cennet kapıları açılır" buyurdu 12.
10  Hadîsin başlığa uygunluğu "Oruç tutanlard
an olan kimse de er-Reyyân kapısından çağrılır" sözündedir.
i Herhangi bir hayrı ve ibâdeti diğer dînî vazîfelerden daha fazla ve daha şuurlu yapan mü'min, o hayır ve ibâdetle ihtisas ve İmtiyaz kazanarak, kıyamet gününde cennetlik
ler cennete girerken, o İbâdete mahsûs olan ve onunla anılan cennet kapısından gireceği bu hadîste bildirilm iştir. Oruçluların kapısı da er-Reyyân'dır. Çift sadaka ta'bîri, diğer rivayet tarikleri nde kendi malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem olarak tasrîh edilmiştir.
| Peygamber'in Ebû Bekr hakkındaki temennisi, onun yüksek derecesin
i ve amelî vazîfelere tam bağlılığım ifâde eder. Onun için Buhârî bu hadîsi "Ebû Bekr'in faziletle ri bâbı"nda da getirmiştir.
11  Bâb başlığındaki her iki söylenişin doğruluğuna delîl olmak üzere ilâve edilen Peygamber'in sözleri, bundan sonra gelecek olan merfû' hadîslerden birer
; parçadır.
12  Bu hadîste "Ay" sözü olmaksızın, sâdece "Ramazân geldiği zaman... '* denilmiş ve başlıktaki ilk söyleyişin doğruluğuna delîl olmuştur.
m
9-.......İbnu Şihâb şöyle dedi: Bana Temîmîler'in azâdhsı olan
İbnu Ebî Enes haber verdi ki, ona da babası Mâlik ibn Ebî Âmir, Ebû Hureyre'den işittiğini tahdîs etmiştir: Ebû Hureyre şöyle diyordu: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: "Ramazân ayı girdiği zaman gök kapıları açılır ve cehennem kapıları kapatılır, şeytânlar da zincirlen
ir"I3.
10-....... İbn Umer (R) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah(S)'den
işittim, şöyle buyuruyor
du: "Ramazânı (yânî hilâlini) gördüğünüz zaman oruç tutun. Şevval hilâlini gördüğünüz zaman da iftar edin (bayram yapm). Eğer size (gökyüzü bulutlu olmaktan dolayı) hilâl gizli kalırsa, artık ramazân hilâlini (otuza tamamlama kla) takdir ve he-sâb ediniz".
Leys ibn Sa'd'den rivayet eden diğer râvî şöyle demiştir: Bana Ukayl ibn Hâlid ile Yûnus ibn Yezîd tahdîs ettiler ki, Rasûlullah: "Ramazân hilâlini,." buyurmuştur 14.
6- RAMAZÂN ORUCUNU İNANARAK, SEVABINI ALLAH'TAN UMARAK VE (TAM İHLÂSLA) NİYET EDEREK TUTAN KİMSE BABIVe Aişe (R), Peygamber'in: "Onlar niyetleri üzere diriltili
rler.." buyurduğunu söylemiştir15.
13  Burada da "Ramazân ayı" şeklindeki izâfetli söylenişin doğruluğunun delili verilmiştir.
14  Buhârî bu ikinci ta'lîk ile Ukayl ve Yûnus'ım, Rasûlullah'ın zamîri olan şeyi izhâr ettiğini rivayet etmiş olduklarını bildirmek istemiştir.
15  Bu, Buhârî'nin Kitâbu'l-Buyû'un evvelleri
nde mevsûlen rivayet ettiği hadîsin bir
11-.......Ebû Hureyre(R)'den: Peygamber (S): "Her kim inanarak ve sevabını Allah'tan umarak Kadir Gecesi'nde kalkar ibâdet ederse, geçmiş günâhları onun lehine mağfiret olunur. Her kim de ramazân orucunu inanarak ve mükâfatını ancak Allah'tan umarak tutarsa, onun geçmiş (küçük) günâhları mağfiret olunur" buyurmuştur 16.
1- BÂB: PEYGAMBER(S)'İN EN CÖMERT OLDUĞU ZAMAN RAMAZÂN AYI OLURDU
12-....,.. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) hayırda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da ramazânda Cibril'in kendisine çokça kavuştuğu zamandadır. Cibril aleyhi's-selâm ramazânın her gecesinde O'nunla buluşur, gündüz geceden sıyrılıp çıkıncaya kadar -veya ramazan ayı çıkıncaya kadar- Peygamber Kur'-ân'ı ona arzederdi
. Cibril, Peygamber'e kavuştuğu zaman da Pey-
parçasıdır. Buharı bu parçayı burada, amellerde aslolanın niyet olduğunu ten-bîh etmek için zikretmiştir. Bununla başlıktaki niyet kelimesi arasındaki uygunluk ciheti de işte budur.
16 Başlık hadîsin bir parçası olduğu^cin, aralarındaki uygunluk meydandadır. Bu hadîs, îmân Kitâbı'nda da iki başlık altında geçmişti.
gamber hayırda, eserken maniaya uğramayan rüzgârdan daha cömert olurdu 17.
8- ORUÇTA İKEN YALAN SÖYLEMEYİ VE YALAN İLE AMEL ETMEYİ TERKEYLEM
EYEN KİMSE BABI18.
13-.......Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle
buyurdu: "'Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah için hiçbir ihtiyâç yoktur" 19.
9- BÂB: İNSAN SÖĞÜLDÜCÛ ZAMAN "BEN ORUÇLUYUM"
DER Mİ?
17  Bu hadîs, sened ve metinde bâzı değişiklik ile Vahy Kitâbı'nda da geçmişti.
18  Buhârî, hadîsteki ile yetindiği için cevâbı ayrıca zikretmem iştir.
19  Başlık hadîsin bir, parçası olduğu için aradaki uygunluk meydandadır. Bu hadîste oruçlunun yalan ve gıybet gibi kötü fiillerde
n sakındırılması, bunlar esasen yasak iken oruçlu için bunların daha ziyâde fena olduğunu ve orucun kemâli, ancak bunlardan sakınıldığında hâsıl olacağını tenbîh içindir. Binâenaleyh ya-
■ lan ve gıybet, âlimlerin cumhuruna göre orucu bozmaz ise de, oruçtan istenen kemâl ve fazîlet hâsıl olmaz. Sufyânes-Sevrî gıybet; Mücâhid ise gıybet ve yalan orucu bozar demiştir.
14-..v... Ebû Hureyre (R).şöyle diyordu:RasûlulIah (S) dedi ki: "Allah: 'Âdem oğlunun işlediği her hayır iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf benim için edilen bir ibâdettir. Onun mükâfatım da ben veririm" buyurdu. Oruç bir kalkandır. Herhangi birinizin oruç günü olduğu zaman artık o kimse kötü söz ve fiil yapmasın, düşmanlık -veya bağırma- da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver yâfiud onunla döğüşürse, derhâl: Ben oruçlu bir kimseyim, desin. Mu-hammed'in nefsi elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, oruçlu ağzın (açlık) kokusu Allah indinde misk kokusunda
n daha hoş ve daha temizdir. Oruçlunun sevinip neş'eleneceği iki sevinci vardır: Birisi orucu bozduğu zaman sevinir, öbürüsü de Rabb'ına kavuştuğu zaman orucu(nnn mükâfatı) ile sevinir"21.
10- BEKÂRLIĞIN BASKISIYL
A NEFSİNİN HARAMA DÜŞMESİNDEN ENDÎŞE EDEN KİMSENİN ORUÇ TUTMASI BABI15-.......Alkame şöyle dedi: Ben Abdullah ibn Mes'ûd'un beraberin de yürüdüğüm sırada Abdullah (R) şöyle dedi: Bizler Peygam-ber'in beraberin de bulunuyor duk. Peygamber (S): "Kim evlenmeye güçyetirirse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan en çok men3 eden, ferci de (yânî ırzı da) en sağlam muhafaza, eyleyendi r. Kimin evlenmeye gücü yetmezse oruç tutsun. Çünkü oruç, oruçlu için şehvet kırıcıdır" buyurdu 22.
20  Buhârî burada da hadîstekiyle yetinerek suâlin cevâbını zikretmem
iştir.
21  Hadîsin başlığa delîlliği "Bir kimse ona söver yâhud onunla döğüşürse, derhâl: Ben oruçlu bir kimseyim, desin" sözündedir. Bu hadîs biraz farklı bir metinle beş bâb evvel de geçmişti.
22 Başlık ve hadîsin iyi anlaşılması için bâzı kelimeler
in ma'nâlanm verelim:
11-PEYGAMBER(S)'IN:"Ramazân hilâlini gördüğünüz zaman oruç tutun, Şevval hilâlini gördüğünüz vakit de iftar edin (bayram yapın)"
SÖZÜ BABI 23
el-Azb: Ehli, yânî zevcesi olmayan kişiye denir ki ergen ta'bîr olunur sultanlıktır. Cem'i A 'zâb gelir. Müennesinde Azbe denir... ve Azîb de İsmi faildir. Mısbâh'm beyânına göre ismi faili Âzib'dir..
el-Vzbe, cur'a vezninde; Ve'l-Uzûbe, İki dammeile isimlerdi
r, ergenlik hâ-letine denir. Ve Uzûbe masdar olur ergen ma'nâsına, birinci bâbdan. ei-Taazzub, ergen durmak ma'nâsmadır. Nikâhı terkettiği zaman Taazzube'r-Raculu denir.
el-Uzûb, gurûb vezninde gâib ve yok olmak ve gitmek ma'nâsmadır ve ikinci bâbdandır...
el-Bev'u: Bir nesneye rucû edip varmak, bir kavle göre şâir eşyadan bi'I-külliye kesilip ol nesneye mütehassıs olmak. Müellif Basâir'de dedi ki, Bevâ' maddesi asıl bir mekânın cüz'lerinîn müsavatı, yânî her yeri düz ve beraber olmak ma'nâsına konulmuştur.'.. Diğer ma'nâlar bilcümle ona râci'dir. Meselâ bir şeye rucû' ve inkıta' gûyâ ki ona muvafık mekân bulmakla ona râci' ve muntaki' olmuş olur... Kufu' adîl ikrar ve i'tirâf ma'nâlannda dahi tesâvî (beraberli
k) haleti der-kârdır...
el-îbâetu: Bir nesneyi başka şeye irca' eylemek, ve kaatili kısâsen kati eylemekle kanı maktulün kanma beraber tutulmak, ve konağa kondurmak, konağa konup yerleşmek.
el-Bâetu ve'l-Bâu, nikâh ma'nâsmadır ki tezevvüc ve cima'dan eamdır. Ve bu istirahat ve itmi'nân olan menzil ma'nâsmdan alınmıştır. Ve Böe konağa denir menzil ma'nâsına.
et-Tebvî', tef'îl vezninde nikâh eylemek, yânî cima' yâhud tezevvüc eylemek ma'nâsmadır... Ve bir kimseyi konağa kondurmak, ve konağa konup yerleşmek...
el-Bîe, bâ'nın kesri ve medd ile İbâe'dtn isimdir; yurda ya konağa konmak haletine denir, ve yurda ve konağa Bîe ıtlak olunur.
et-Tebevvu', yurda've konağa konup yerleşmek.
el-Bevâ, bâ'nın fethiyle beraberli
k, sevâ' ma'nâsmadır.
el-Vec', el İle, ya hançer ve bıçak ile urmak ma'nâsmadır, ikinci bâbdandır. Ve cima' eylemek ma'nâsmadır.
Viçâ, kitâb vezninde, koçun, ya tekenin hayalarını çıkarmayıp belki hayalarının damarlarını iki taş arasında doğup inemek ma'nâsmadır ki, bu surette hayaları salim kalır. Bir kavle göre hayaları hurdahaş edinceye kadar döğmek-tir, tâ ki sünüp inmiş hükmünde olsun. Mezkûr vech üzece döğmeyip yumurtala
r çıkarılır ise(U^ )denir, ve ale'1-aks Vicâ' denir.
et-fycâ': Bir kimseyi baştan savıp bertaraf eylemek (Kaamûs Tercemesi)-,
23 Bu başlık ayniyle Müslim'in rivayet ettiği hadîsin lâfzıdır. Bu babın hadîsleri
içinde başlığın aynı olan hadîs, ancak budur. Diğerleri mâ'nâca buna yaklaşırlar.
Ve Silâtu'bnu Zufer el-Absî, Ammâr ibirYâsir'den
söyledi ki o: "Kim şekk günü oruç tutarsa, muhakkak
Ebû Kaasım(S)'a âsî olmuştur" demiştir24.
16-.......Abdullah ibn Umer(R)'den (o, şöyle demiştir): Rasû-
lullah (S) ramazânı zikretti de şöyle buyurdu: "Hilâli görmedikçe oruç tutmayınız. Ve yine hilâli görmedikçe iftar etmeyiniz
. Eğer hilâl size karşı bulutla örtülürse, hilâl için takdir (yânı hesâb) yapınız"15-
17-.......Abdullah ibn Umer(R)'den (o, şöyle demiştir): Rasü-
lullah (S): "Bir ay, yirmi dokuz gecedir. Hilâli görmedikçe oruç tutmayınız. Eğer hilâl size karşı bulutla örtülürse, şa'bamn sayısını otuz güne doldurup tamamlayın" buyurdu 26.
24  Bu haberi Dört Sünen sâhibleri rivayet etmiştir. Bunu sahâbî kendi re'yinden söyleyemiyeceği için, bu lâfzan mevkuf, hükmen merfû'dur. Bunun başlığa uygunluğu şu cihettend
ir: Bunun ma'nâsının gereği, şekk gününde oruç olmamasıdır. Çünkü Peygamber oruç tutmayı ramazân hilâlinin görülmesine ta'lîk etmiştir. Binâenaleyh şa'bâmn sonu olan günde, onun şa'bândan mı, yoksa ramazândan mı olduğu hususunda şekk edildiği zaman oruç tutulmaz.
Şekk günü, halkın hilâlin görülmesini konuştuğu fakat görülmenin sabit olmadığı gündür.
25  Hadîsin başlığa uygunluğu, başlığın lâfzının ma'nâsı bu hadîsin ma'nâsına dönmekte olması cihetinde
n ve ikisinin hâsılı musâvî olmasındandır. Bu, "Ramazan mı yoksa ramazan ayı mı denilir bâbı"nda da geçmişti (Aynî).
26  Bu hadîs, bundan evve! geçen hadîsteki "Hilâli takdir ediniz" kavlini tefsir ve beyân edicidir. Ve bu hadîs ile tefsir edilmesi en lâyık ve (doğruya) en yakın olan tefsirdir (Kastallânî).
18-.......Cebele ibnu Suhaym şöyle dedi: Ben İbn Umer(R)'den
işittim: Peygamber (S) -iki elinin on parmağım açıp iki kerre işaret ederek-: "Ay şöyle şöyledir" buyurdu, üçüncü işarette ise baş parmağını yumdu, diyordu 27.
19-.......Muhammed ibn Ziyâd tahdîs edip şöyle demiştir: Ben
Ebû Hureyre(R)'den işittim, şöyle diyordu: Peygamber (S) yâhud da Ebu'l-Kaasım (S) şöyle buyurdu: "Ramazân hilâlini gördüğünüz vakit (oruca niyet edip) oruç tutunuz. Ve şevval hilâlini gördükten sonra da iftar (yânı bayram) yapınız. Eğer üzerinize hilâl gizlenir ise, ■şa'bân ayının günlerinin sayısını otuza tamamlayın"2*.
27  Hadîsin başlığa uygunluğu şu cihetledi
r: Başlığın ma'nâsı orucun ancak hilâlin görülmesiyle vâcib olacağına delâlet eder. Hilâl de bazan yirmidoku z gün olur. İşte hadîs bunu beyân ediyor (Aynî).
Peygamber on parmağını açarak iki defa işaret etmiş; bu, yirmi eder. Üçüncü defasmdak
i işaretinde bir baş parmağı yummuş; bu da dokuz eder-; toplamı yirmidoku z olur. Hâsılı i'tibâr hilâl iledir. Ay bazen otuz olur, bazen yirmidoku z olur. Ve bazen de görülmeyebilir. Bu takdirde sayının otuza tamamlanm ası vâcib olur. Ay, arka arkaya iki veya üç defa yirmidoku z olabilir. Dört aydan daha fazla da yirmidoku z olması vâki' olmaz (Kastallânî).
28  "Li-ru'yetihî" kelimesin
deki lâm tevkît İçindir; yânı vakit ma'nâsınadir. Bu lâm "di Jı    ./.'■-!! ıSyÂJ îS£aii fit = Güneşin Jjıeva\ vakûnâe)kayması ânından gecenin kararmasına kadar güzelce namaz Arı/..." (el-İsrâ': 78) âyetindeki lâm'ın benzeridi r. İbn Mâlik ile İbn Hİşâm bu lâm " -^ = Ba'de = Sonra" ma'nâsınadır,
demişlerdir. Buna göre ma'nâ: Güneşin zevalinde
n sonra" ve "Hilâlin görül-* meşinden sonra" demek olur.
Bu kelimenin sonundaki zamir de hilâle âiddir. Her ne kadar bu zamîr için bir ismin zikri geçmemiş ise de, siyak buna delâlet ettiği için, zamirin hilâle delâlet edeceği bellidir.
Bu hadîste, İbn Umer hadîsinde otuza tamamlanm
ası emrolunanın şa'bân ayından olduğu da açıkça bildirilm iştir (Kastallânî).
20.......
. Ümmü Seleme(R)'den (o, şöyle demiştir): Peygamber
(S) bir ay kadınlarının yanına girmemeye yemîn etmişti. Yirmidoku
z gün geçince günün evvelinde yâhud sonunda (Âişe'nin yanına) geldi. Kendisine:
— Sen bir ay (yanımıza) girmeyeceğine yemîn etmiştin? denildi.
Bunun üzerine Peygamber: - '"Ay yirmidoku
z gün olur" buyurdu 2v.
21-.......Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) kadın arının yanına girmemeye yemîn etti. Rasûlullah'ın bir ayağı yerinden ayrılmıştı (yânî çıkmıştı). Rasûlullah yirmidoku
z gece yüksekçe
29 îylâ, lügatte mutlak yekmîn ma'nâsmadir. Fakîhler örfünde ise husûsî bir yemindir ki, kocanın cinsî muamelede bulunmama
k üzere karısından çekinmeye yemîn etmesidir . Bu çekinme dört aydan fazla veya noksan olmamak üzere bir bir vakitle mukayyed bulunur. Bu fıkhî iylâ,".. £* *~jî [£'} ^~i & öj>% ^AU ~ Kadınlarına yaklaşmamaya yemîn edenler için dört ay beklemek vardır" (et-Bakara: 226) âyeti mucibince dört ay çekinmektir.
Peygamber'in bu hadîste bildirile
n iylâsı ise bir şer'î İylâ değil, sâdece bir yemîn idi. Nitekim İbn Abbâs "İylâ haddi olan dört aya ulaşmayarak, kişinin bir, iki, üç ay eşine yaklaşmaktan çekinmek hususunda ki yemini, iylâ değildir" demiştir (İbn Ebî Şeybe, Musanna/). Bu menfî hüküm Atâ, Tâvûs, Saîd ibn Cu-beyr ve Şa'bî'den de nakledilm iştir.,Şafiî ile Ahmed dört ayı geçmelidir demişlerdir...
Rasûlullah'ın bu çekinme 'yemininin iylâ olmadığını Müslim Sahîh'mde, dşe'den gelen şu hadîs de te'yîd etmektedi
r: "Rasûlullah kadınlarının odaları-ıa bir ay girmemeye yemîn etti".
I ' Şer'î.ma'nâdaki iylânm hükmü, iylâ eden kimse, iylâ müddeti içinde karısına yaklaşırsa yeminini bozmuş olacağından, yemîn keffâretinin gerekmesi
dir. Yemininde sebat edip zevcesi ile dört ay zarfında cinsî münâsebette bulunmazs a bir talâk vâkVölur.. Birçok fer'î mes'eleleri cami' olan iylâ'nın tafsilâtı fıkıh kitâblarından ra'kîb edilmelid ir.
bir yerde ikaamet etti. Sonra aşağıya indi. Sahâbîler:
— Yâ Rasûlallah! Sen bir ay (eve girmemeye) yemîn etmiştin?
dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah:
—  "Ay, yirmidoku
z gün olur" buyurdu 30.
SAHIHI BUHARI ORUC BABI

Hasan el Basri (radiallahu anhu) diyor ki:

“Daha öncekiler arasında sünnet ehli azınlıkta idi, gelecekte de azınlıkta kalacaktır. Zira onlar nimet bolluğu zenginlik içinde şımarmış olanların arasına katılmadılar. Din adına ibadet uyduran bid’atçıların, bid’atlarına iştirak etmediler. Rableriyle karşılaşıncaya kadar İslam sünnetleri üzerinde hayatlarına devam etmeye sabrettiler.

Ey müslümanlar sizlerde öyle olunuz.”
Son mekaleler